Yaşama Bak(ışım)

3 Aralık 2007, Pazartesi

Bir yerlerde okumuştum. Baba ve oğul yemyeşil cennet gibi dağlık bir yerde yürürken ufaklığın ayağı incindi. Çocuk acı içerisinde bağırdı: “Aaahhh!” Ses ta karşı dağlara gitti ve döndü: “Aaahhh!” İlk kez böyle bir şeyle karşılaşan çocuk merakla bağırdı: “Kimsiiin seenn?” Yankı yanıt verdi: “Kimsiiin seenn?” Çocuk zaten acı çekiyordu, sinirlendi ve yeniden bağırdı: “Sen bir korkaksın!” Yanıt gecikmedi: “Sen bir korkaksın!” Çocuk olanlara bir anlam veremiyordu, şaşkınlıkla babasına baktı; baba kıs kıs gülüyordu. “Ne oluyor baba?” dedi çocuk. “Şimdi dikkatle bana bak!” dedi baba ve olanca gücüyle bağırdı: “Sen bir harikasın!” Yanıt: “Sen bir harikasın!” Baba: “Sana hayranım!” Yanıt: “Sana hayranım!” Baba: “Seni seviyorum!” Yanıt: “Seni seviyorum!” Çocuk şaşırmıştı ama babanın buna yanıtı gecikmedi: “Buna yankı denir! Tabiatın bir yanıtıdır. Ama önce sen söyleyeceksin. Yani yaşamdan nasıl bir yanıt istiyorsan yaşama onu önce sen vereceksin. Yaşamdan iyi şeyler bekliyorsan iyi şeyler vermelisin. Yani sevilmek istiyorsan, önce sen sevmelisin; saygı görmek istiyorsan, önce sen saygı göstermelisin. Yaşamdan neyi istiyorsan, önce yaşama onu sen vermelisin!”

İşte bu anlamlı öykünün esasında-bana göre-salt istemek olmaz. Bilgi donanımlı, bilinç dolu bir insan olmak gerekir. Yaşamdan, insandan, toplumdan, devletten neler isteyeceğimizi bilmeliyiz. Bir insana layık olan nelerdir? Onu yücelten, insan yapan nitelikler nedir? Neleri istemeliyiz? Neleri istemek insan ve toplum açısından yararlıdır ve doğrudur? Daha bu soruları çoğaltabiliriz.

Eğer biz insan olmak istiyorsak haykırışımız ve yanıtı şöyle olmalıdır: “İnsanız!” İstediğimiz, “Namuslu bir yaşam istiyorum!” olursa yanıt ta böyle olur. Haykırışımız, “Ezen ve ezilenlerin olmadığı bir ülke istiyorum!” olursa, yanıt aynı olur. “İnsanca yaşamak istiyorum!” diye haykırırsak yanıt ta aynı olur. “Demokratik, lâik, sosyal, hukuk devleti istiyorum!” dersek eğer, yanıt ta aynı olur.

İnsanlar layık oldukları rejimlerle yönetilirler gerçeği bir isteğe bağlı olmaması gereken bir olgu olmalı(ydı) ama işin içine insan faktörü girince öyle oluyor. İnsan hak ve özgürlüklerine saygılı; eşitliğin, kardeşliğin, özgürlüğün, adaletin, hukukun hüküm sürdüğü bir yaşamı talep etmek alınacak yanıt açısından insana en yakışan olanıdır! O halde hissettiklerimiz, düşündüklerimiz öncelikle insana yakışmalı ki benliğimizle bütünleşsin. Taleplerimiz işte o zaman insanca ve bize yakışan olur. İnsanın düşüncelerini birtakım faşist odakların emrine vererek militanlaşması kendine insanca yaşamı yakıştırmamaktır. Taleplerimiz yüreğimizin sesi olmalıdır: O sesler dünyanın en güzel ırmaklarının çağıltısını, en cangıl ormanların serinliğini, masmavi okyanusların ak köpüklerini çağırır. O taleplerde masmavi göğün sonsuz ve görkemli duruşunun ululuğu vardır. Ve o taleplerde vicdanların o hiç yalan söylemeyen yankısı yükselir.

Share button