Devreden Hasretler... Yeni Yıl

31 Aralık 2007, Pazartesi

Her yeni yıl tazelenen umutlar, iyi dilekler ve yüzü daha iyi bir gelecek tasavvuruna dönük özlemlerin paylaşılması vesilesidir biraz da.

Her yeni yıl; devreden umutların hüznüyle karışık, bir “yeni yıl daha iyi, daha güzel olsun” duygusunun canlanmasıdır biraz da.

Her yeni yıl; bahara dair duygu ve inançlarımızın yenilenmesidir biraz da.

Ve her yeni yıl; zamanın sonsuzluğundaki bitimsiz koşuda, herkesin kendince tanımladığı geleceğe ve kaçınılmaz olana, bir adım daha yaklaşmış olmanın karmaşasıdır biraz da. Değil midir ki, bir doğa kanunudur; biten ve başlayanın, ölen ve doğanın, çürüyen ve yenilenenin diyalektiğidir hayat. Ve mesele, başlayanın, doğanın, yenilenenin yürüdüğü rotadan yaşamaktır hayatı.

“Ne hasta bekler sabahı/ Ne taze ölüyü mezar/ Ne de şeytan, bir günahı/ Seni beklediğim kadar” dediğince Necip Fazıl’ın, her yıl daha da büyüyen bir hasrettir içimizde; biz azaldıkça, büyüyen bir hasret… Ya da koca Nazım’ın “Yüz yıldır alacakaranlıkta/ koşuyorum ardından” dediği gibi, biz peşinde koştukça sanki yakınlaşmayan, uzaklaşan bir düş. Devreden hasretler mi demeli umutlarımızın adına, biz öldükçe, azaldıkça, sesimiz gün be gün kısıldıkça büyüyen hasretler…Herkes kendince tanımlayabilir tabii; ama hasret, kan ile revan bir zamanda kıvranırken umutlarımız, en çok barış demek olmalıdır. Sözcüğün en geniş manasında barış. Kendinle, hayatla, insanlarla, gerçekleriyle… İnanç ve değerleri olmak gerektirir bu da. Ve inanç ve değerlerden kastımız, sevgiyle, umutla, güvenle tarif edilebildikçe güzel… İnanç ve değerleriyle bir kez daha sözleşmek, bağlanmak muhasebesidir yeni yıl biraz da.

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak” diye yazmıştı İsmet Özel; karlı, kar beyaz, kar karanlık bir gece vakti, bir dostu olmak, gecenin geç bir vakti de olsa uyandıracak… Hatırlayın; yoksul odalarımızı ısıtan odun sobalarımız vardı bizim. Özlediğimiz sıcak, insana dairdir… Sıcak özlemi demektir yeni yıl biraz da.

Ben sularda batan bir ışık gibi/sularda sönmek istiyorum!/Denize dönmek istiyorum!” diyen Nazım’ın çığlığıdır biraz da anlatmak istediğim. Değil midir ki deniz, mavi, ufku anlatır bize; sonsuzluğu, sınırsızlığı, özgürlüğü yani. Ve insan olmak, özgürlük için var olmak demektir biraz da…

xxx

Yeni bir yıla giriyoruz. Hayatın başka boyutları da var; düşünün. “İçeride” insanlar var mesela. Hücrelerde. Özlem biriktirerek yaşayan. Hayatın başka boyutları da var; yaşlılarımız var. Büyüklerimiz var. Göremediğimiz yerlerde üşüyenlerimiz. Aç, açıkta olanlarımız. Savaşlar, işgaller yaşayanlarımız. Her renginde acının, ölümün sıradanlaştığı hayatlar yaşayanlarımız. Hayatın başka boyutlarında, kim bilir, belki de aynı düşleri, umutları, özlemleri paylaştıklarımız…

Hrant Dink’in katledilmesiyle başlayan, “sınır ötesi operasyonlar” ile biten bir yıl oldu 2007. Böyle değildi dileğimiz; iyiliğe, güzelliğe dair temennilerimiz vardı geçen yıl da. Yeni yıla devrettik. Hayat devam ediyor ve devam eden hayat, bağrında umutlar büyütüyor olmaldır. Aynı göğün altındayız. Hayat devam ediyor ve yeni bir yıla giriyoruz. Bir ömür bahar dileyelim birbirimize.

Her şeye rağmen diyerek, iyi şeyler dilemekten ve iyi şeylere dair umutlar büyütmekten vazgeçmeyelim. Hasrete yazgılı hayatlarda sınanmak bedelidir biraz da; bahara dair her “yeni yıl” duygusu…

Share button