Diyarbakır Ziyareti

27 Kasım 2008, Perşembe

Uzaklarda yazdım; şimdi halkımın arasındayım - Mehmed Uzun

Değerli PEN Üyeleri ve PEN Dostları,

Kadim şehir Diyarbakır’da kurulan Kürt Yazarlar Derneği Başkanı İrfan Babaoğlu’nun daveti üzerine TYS Genel Sekreteri Tevfik Taş ile birlikte 15-16 Kasım günlerinde Diyarbakır’daydım. 2007 yazında Senegal’deki PEN Kongresi’nde tanışıp arkadaş olduğum Sedat Yurtdaş bizi karşıladı. 

Mehmed Uzun 2007 yazında davete icabet edip PEN Türkiye Merkezi üyesi olmuştu. Diyarbakır’da ziyaret edip üye kartını sunmuştum. Dört ay sonra vefat haberi… Mezarı Dicle’ye bakan zarif bir ziyaretgâh. Sedat Yurtdaş Mehmed Uzun’un duvara yazılan sözünü Türkçeye çevirdi: “Uzaklarda yazdım; şimdi halkımın arasındayım.” 

Lîs Yayınevi’nde çaylı bir sohbet: PEN Diyarbakır temsilcimiz Şeyhmus Diken, Türkçe-Kürtçe iki dilde yayınlar ile Kürt edebiyatının bazı klasiklerini yayınlayan Lîs Yayınevi yöneticisi üyemiz Lal Laleş, üye kartlarını nihayet sunabildiğim Şener Özmen ile Miran Janbar, yeni tanıştığım usta şairler Arjen Arî ve Berken Bere ile sohbet… Derken KYD Başkanı İrfan Babaoğlu geldi, belediye binasındaki toplantı salonuna geçtik. 

Etkinlikte İrfan Babaoğlu, Osman Baydemir, Akın Birdal, Tevfik Taş ve ben birer konuşma yaptık. Dünya Yazarlar Birliği PEN ile Türkiye Merkezi hakkında bilgi verdim, yalnızca Türkçe değil, Kürtçe ve Ermenice yazan üyelerimiz de olduğunu belirttim. Davet ve misafirperverlik için “Spas” diyerek teşekkür ettim. 

Kürtçe ve Türkçe konuşma ve şiirlerden sonra sözü müzik aldı. Sofra muhabbetinde birbirimizi otuz yıldır şiirlerimizden tanıdığımız A.Hicri İzgören ile kısa ama yoğun bir sohbetimiz oldu. Akın Birdal ile yan yana oturduk. Birkaç hafta önce, Şanar Yurdatapan’ın milletvekilleri ile seçmenleri buluşmaya davet eden projesini ( Forum Ortak Çalışma Grupları için bkz: www.tbmm.ocg.net) desteklemek için parlamentodaki basın toplantısına katılmıştım; Akın Birdal’ın ofisine uğradığımda, yardımcısından anjiyo olduğunu öğrenmiştim. Masamızı ziyaret inceliği gösteren Osman Baydemir’e “Şoven yaklaşımlarla bizi birbirimize karşı kışkırtanlar var; ancak insancıl yaklaşımla bu gerginlik aşılabilir,” dedim; Baydemir, nazik, sakin, “Oyuna gelmeyeceğiz,” dedi. 

Ertesi sabah Lîs Yayınevi’ndeki sohbette “Kürtçe opera da olmalı,” dedim, libretto konusunda Lal Laleş’e öneride bulundum. “İki dilde yazalım, birleştirici olur,” dedi, benimsedim. “Diyarbakır’da Devlet Opera ve Balesi olsa?” dedim. “Ezber bozacak bir talep olur,” diye gülümsedi Arjen Arî; “Asimilasyon yerine entegrasyon seçilse bu gerginlik aşılabilir. Ben de sizin gibi dünyalıyım, ama Kürt olarak öyle temel haklardan yoksunuz ki…” 

Berken Bere “Dünyayı ancak edebiyat kurtarabilir,” dedi. “Politika kalın çizgilerle yönlendirmeye çalışır; edebiyat ise hayatın zengin inceliklerine dikkat çeker,” diyerek hak verdim. 

İki günlük yoğun iletişimin umut dolu tadı, şu ortak kanımızı pekiştirdi: Edebiyat insanları olarak, hepimizin birbirimizden öğreneceği şeyler var. Sömürü ile şiddetin egemen olduğu günümüz dünyasını aşmak için ne yapabiliriz? Yaşama hakkı, dil ve ifade özgürlüğü gibi değerlere sahip çıkarak birikimlerimizi ve ufkumuzu paylaşabiliriz.

Sanatçılar Sokağı’ndan çıkarken arkadaşım Şeyhmus Diken’in söylediği gibi: “Biz kalemimizle mücadele ederiz; barıştan, hayattan yana yazarız.” 


Tarık Günersel 

Share button