PEN Öykü Bildirisi 2012

29 Şubat 2012, Çarşamba

Şiir de, roman da, öykü de, oyun da yüzyıllardan beri yaşamımızın vazgeçilmez öğelerinden olan yazın türleridir. Ama "insanlığın en eski ve en vazgeçilmez yazın türü hangisi olabilir?" gibi bir soruyla karşılaşacak olsam, ben hiç duralamadan "Öykü", derim. Neden derseniz, bana öykü insanlığın yaşamında hep var olduğuna, bugün de okumuş, okumamış her insanın yaşamında küçümsenmeyecek bir yeri bulunduğuna inanırım. İster gelişmemiş olsun, ister gelişmiş, her toplumda öykünün küçümsenemeyecek bir yeri vardır. Öykü yaşamımızın bir parçası, aynı zamanda da bir yorumudur. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılların büyük öykü yazarlarını, Çehov'ları, Maupassant'ları, Sait Faik'leri ve gördükleri ilgiyi şöyle bir anımsamak bile bu gerçeği doğrulamaya yeter. Kimilerinin ileri sürdüğü gibi kısa oldukları, kolay okundukları için mi? Hayır, kısalık ya da uzunluk bir değer ölçütü olamaz. Her iyi öykü de kolay okunmaz. Öykü belki de yazınsal türlerin en eskisi ve tüm toplumların en vazgeçilmez türlerindendir. Ama temel ölçüt toplumların ona ilgisi, bu ilgi de öykü alanında yaratılmış birbirinden özgün yapıtların varlığından kaynaklanır.

Share button