2012 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Bildirgesi ve Etkinlik Özeti

18 Mart 2012, Pazar

“Özsaygısı olan hiçbir hükümet ifade özgürlüğünden korkmaz.”
John Ralston Saul
PEN Uluslararası Başkanı
(Türkiye mesajından)


Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEV-BİR) tarafından 15 Mart 2012 günü İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Salonu’nda düzenlenen sempozyum Uluslararası PEN, Uluslararası Yayıncılar Birliği (International Publishers Association – IPA), Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen, Kürt Yazarlar Derneği Başkanı Şeyhmus Sefer, Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) Başkanı Prof. Dr. Hasan Erkek, Türkiye Edebiyatçılar Derneği Başkanı Gökhan Cengizhan ve BESAM (Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Başkanı Esen Arslandoğan tarafından desteklenmiştir. Aşağıda etkinlik haberinden sonra sunduğumuz bildirge Türkiye’deki bu kuruluşların önerileri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Düzenleme Komitesi TYB Genel Başkanı Metin Celâl, TYS Başkanı Mustafa Köz , ÇEV-BİR Başkanı Bilal Çölgeçen ve PEN Türkiye Genel Sekreteri Sabri Kuşkonmaz’dan oluşuyordu.

Toplantıyı açan TYB Genel Başkanı Metin Celâl “12’den 12’ye Düşünce ve İfade Özgürlüğü” başlığının “12 Mart, 12 Eylül ve 2012” tarihlerine dikkat çekme amacıyla seçildiği belirtti.

Etiyopya PEN Merkezi Genel Kurulu’nda bulunan PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul’un mesajı PEN Uluslararası YK Üyesi ve Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel tarafından okundu. Saul mesajında “Özsaygısı olan bir hükümet ifade özgürlüğünden korkmaz,” diyor, dünyadaki 20 bin PEN Üyesi adına bütün tutuklu gazeteci, yazar, çevirmen ve yayıncıların derhal tahliye edilmesini talep ediyordu. PEN Uluslararası Başkanı, Kanada PEN Üyesi, romancı ve düşünür John Ralston Saul şöyle yazmıştı:

“Görünüşte zeki ve eğitimli insanların, iktidarı ele geçirdikten sonra yazarları tutuklayarak veya kötü muamelede bulunarak, insanları kontrol edebilecekleri zannına kapılması hayret verici. Tarih mükemmel derecede açıktır. Bu, işe yaramaz ve bu şekilde davranan iktidar sahipleri, kendilerini tarihin karanlık köşelerinde kalmaya mahkûm ederler. Eğer dünyadaki yazarların ve okurların, bu durumu sessizce kabulleneceğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Ayrıca milliyetçilik ve din istismarının veya terör korkusunun ardına saklanabileceklerini sanıyorlarsa, yine yanılıyorlar. Bunlar, açık tartışmalara katılan yurttaşların zekâsına kulak vermek istemeyen iktidar sahiplerinin kullandığı bildik yöntemlerdir. Türk makamlarının bugün bunca sayıda yazarı, yayıncıyı ve gazeteciyi hapishanelerde tutması, hükümetlerinin uluslararasında makul bir konuşmacı muamelesi görmesine engel olacaktır. İfade özgürlüğü, insanların birbiriyle konuşması için bir araçtır. Özsaygısı olan hiçbir hükümetin bundan korkmasına gerek yoktur. Tekrar ediyorum ki, bu yazarların, yayıncıların ve gazetecilerin serbest bırakılması gerekir. Her şey bir yana, bu Türkiye için bir şeref meselesidir.”

Diğer uluslararası mesajlardan alıntılar:

Uluslararası PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi Program Direktörü Sara Whyatt: “Bu mükemmel girişim için tebrik ve teşekkürler.”

Mısır PEN Başkanı ve Romancı İkbal Baraka: “Mısır’da dinin kullanıldığı yeni bir baskı rejimi kurulmaktadır. Ama pes etmeyeceğiz. Türkiye’deki kardeşlerimizin yanındayız.”

Almanya PEN Başkan Yardımcısı ve Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanı Dirk Sager: “Tutukluların yanındayız; kayıtsız şartsız derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

Makedon PEN Başkanı ve Şair Risto Lazarov: “İfade Özgürlüğü toplantınızı hararetle destekliyoruz. Baskılar özgürlük aşkını boğamaz. Özgürlük tutuklama özgürlüğü değildir. Sonuna kadar yanınızdayız.”

Danimarka PEN Başkanı Anders Jerichow ile PEN Müdürü Mille Rode:
“Türkiye’deki yazar, çevirmen ve yayıncılarla dayanışma halindeyiz. Türkiye’de güçlenen baskılara karşı protestonuz çok önemli. Edebiyat ile ifade özgürlüğünü cesaretle savunmanız bize şevk veriyor.”

PEN Uluslararası Yönetim Kurulu Üyesi ve Fransa PEN Başkanı Şair Sylvestre Clancier: “Düşünce ve İfade Özgürlüğü buluşmanız çok önemli. Bilgi ve önerilerinizi bütün üyelerimiz ve basın ile paylaşacağız. Sizlerle dayanışma halinde olduğumuzdan emin olunuz.”

PEN Çeviri ve Dil Hakları Komitesi Uluslararası Başkanı ve Katalan PEN Üyesi Josep-Maria Terricabras: “İfade Özgürlüğü o kadar önemli ki artan saldırılara rağmen daima korumak gerekiyor. Dünyanın her yerinde demokrasi duyarlılığı olan bütün yazar ve yurttaşlar yanınızda!”

Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) adına Norveç’ten gelen William Nygaard Terörle Mücadele Kanunu’nun haksızlıklara yol açtığının bilindiği ve değişiklikler gerektiğini kaydetti. Nygaard şöyle dedi: “Türkiye’deki haksız tutuklamalara dünyadaki tepkiler hızla artmaktadır; insan hakları ihlalleri sona ermezse Türkiye’deki ekonomi ile turizm bunan zarar görür. Ragıp ve Deniz Zarakolu, Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve diğer tutuklu akademisyen, gazeteci, yazar, çevirmen ve yayıncılar derhal serbest bırakılmalı. Dünyada bir yayınlama özgürlüğü kahramanı olan Ragıp Zarakolu hapishaneye değil, Nobel Barış Ödülü’ne layıktır.”

Kürsüye davet edilen PEN Uluslararası Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin altı yıldır Türkiye’de olduğunu belirterek ifade özgürlüğü konusundaki baskılara anlam veremediğini söyledi. Konuşmayı rica üzerine Şanar Yurdatapan çevirdi:

Pek çok bakımdan çok güzel olan bu ülke ve toplum ne yazık ki baskılar ve zulüm yüzünden bu halde. Bu çok üzücü. Askeri baskıların yerini din ve gelenek gerekçeli baskılar aldı. Türkiye’deki aydın muhalefeti bütün dünya için parlak bir örnek.” Romanları Türkiye’de de sevilen Eugene Schoulgin “Türkçe öğrenemediğim için mahcubum,”dedi.

Hapisteki yazar ve gazetecilerden gelen mesajları sunmak üzere kürsüye gelen PEN Genel Sekreteri Sabri Kuşkonmaz Diyarbakır’da KCK davasından tutuklu PEN Üyesi ve İnsan Hakları Diyarbakır Şubesi Başkanı Muharrem Erbey’in mesajını okuması için Kürt Yazarlar Derneği Şeyhmus Sefer’i davet etti. Tarık Günersel uzun süredir tutuklu bulunan Muharrem Erbey’in PEN Türkiye 2.Başkanı ve Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanı Halil İbrahim Özcan tarafından Diyarbakır Hapishanesi’nde ziyaret edildiğini hatırlattı, KCK davasının ilk duruşmasına katılıp Erbey ile selamlaşma fırsatı bulduğunu belirtti. Etkinlik için Diyarbakır’dan gelmiş olan Şeyhmus Sefer Kürtçe selamlamayla başladığı konuşmasında şöyle dedi:

“Birkaç ay önce böyle bir buluşma düzenlenmesini Türkiye PEN Merkezi’ne önermiştik. Burada olduğum için memnunum. Eugene Schoulgin altı yıldır Türkçe öğrenmediği için üzülmesin, Türk kardeşlerimiz 60 yıldır Kürtçe öğrenemedi.” 

800 gündür tutuklu olan Muharrem Erbey mesajında şöyle diyordu:

“Dünyanın çeşitli yerlerinden kartpostal ve mektuplar almak beni sevindiriyor. Ama Türkiye’deki dostlardan pek haber çıkmıyor. Roman yazıyorum. Çıktıktan sonra edebiyatta yoğunlaşmak istiyorum.” 

Ayşe Berktay ile birlikte bu yılın PEN Duygu Asena Ödülü’nü kazanan Prof.Dr.Büşra Ersanlı mesajında şöyle diyordu:

“Özgürlükler ve hakların ihlali açısından Türkiye bölgede örnek ülke olma imkânını yitirmeye yüz tuttu. Bu son “keceke” diye adlandırılan ve o şekilde benimsenmesi sağlanan tutuklamalarla esas olarak Barış ve Demokrasi Partisi hedef alınmıştır. İktidar/hükümet onayıyla veya inisiyatifi ile güvenlik birimleri ve yargı, muhalefeti ve dolayısıyla plüralizmi bir kez daha zararlı ilan etmiş oldu. Operasyonlar iktidara yakın medyayı da kullanarak yapıldı; karalama kampanyaları tutuklamaları kolaylaştırdı. Eski eşimin Yahudi olduğu bile söylendi (Bir bakan tarafından). Plüralizmin olmazsa olmazları muhalif gazeteci, yazar, akademisyen itibarsızlaştırıldı. Ben de bir akademisyen olarak her iki haktan mahrum bırakıldım: ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü. Hapishanede de şahsıma bilgisayar verilmediği için, mesleğimi (araştırma, yazma) sürdürme olanaklarım kısıtlanmaya devam etmek oluyor. Benim hiçbir düşmanım yok. Düşüncelerim ve muhalefetim var. Türkiye’de bugün yönetim de düşmanları olmadığını, etkili veya etkisiz muhalifleri olduğunu hatırlarsa bu yaygın hukuksuzluk ortadan kalkacaktır.”

Bu mesajı tutuklu bulunan Ayşe Berktay, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Soner Yalçın ve Ragıp Zarakolu ile başka tutuklulardan gelen bilgi, görüş ve dayanışma mesajları izledi. Büşra Ersanlı ile Ayşe Berktay’ın PEN adına Sabri Kuşkonmaz tarafından ve sonra da Zeynep Oral, Tülin Dursun ve Tarık Günersel tarafından ziyaret edildiği belirtildi. Ragıp Zarakolu’nun Evrensel gazetesindeki ‘Albatros’ köşesinde konuk yazarların yazılarına yer verildiği hatırlatıldı; Zarakolu’nun hem PEN hem de Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından ziyaret edildiği kaydedildi.

Mahmut Alınak’ın mesajını kızı Belga Alınak okudu, babasının yayına hazırlanan yeni eserinin kapağını gösterdi: “Köpekler Manifestosu.”

İlk panel “Hukukî Açıdan Düşünce ve İfade Özgürlüğü” konusundaydı. Aynı zamanda avukat olan şair ve romancı Sabri Kuşkonmaz “İki güçlü hukukçu arasında kendimi güvende hissediyorum,” dedi.

Avukat Turgut Kazan gülerek “Hukukun olmadığı yerde hukukçu yardımcı olamaz,” dedi ve şunu vurguladı: “En iyi anayasayı ve ceza kanununu yazsak bile yargıçlarda yaygın olan zihniyet değişmedikçe demokrasi olamaz. Yargıçların çoğu yurttaşların insan haklarını korumakla görevli olduklarını farkında değil.” Turgut Kazan HSYK’nin (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) referandum sonrası “çok tehlikeli bir organizasyona” dönüştüğünü vurguladı.

Avukat Fikret İlkiz 1971’den günümüze çeşitli davalardan belgeler sundu, bazı ilginç bilirkişi raporlarından alıntılar okudu. Trajikomik anılardan:

“1987’de, hükmü kalmamış olan bir 12 Eylül kanunu nedeniyle mahkemeye verilmiştik. Savcı ile hâkime itiraz ettik:
‘Bu kanun artık geçerli değil.’
Onlar ısrar etti: ‘O kanun geçerli; aksi halde Resmî Gazete’de yer alırdı.’ ‘Aldı zaten,’ dedim, ‘yanımda fotokopisi var. Ama siz şimdi aslını istersiniz. Lütfen iki saat ara verelim de getirelim.”
Ara verildi, Resmî Gazete’nin ilgili nüshasını getirip gösterdik.
Savcı ile hâkim okudu; sonra teşekkür ettiler:
‘Neredeyse sizi boşuna mahkûm edecektik!’”


Sabri Kuşkonmaz geçenlerde Erzurum’da yepyeni bir “suç” ile karşı karşıya kaldığını açıkladı: Mahkemede Avukat Turgut Kazan “Mahkemeyi etkilemeye çalışmakla” suçlanmış! “İyi ama, bir avukatın görevinin doğal bir parçası mahkemeyi etkilemeye çalışmak değil midir?”

Bunları çevirmen Petek Demir Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) temsilcisi Norveçli William Nygaard ile PEN Uluslararası Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin’e anında çeviriyordu. İnanamadan dinlediler.

İkinci panelin başlığı “Yazarların, Yayıncıların Gözüyle Düşünce ve İfade Özgürlüğü” idi. Nadire Mater tutuklu olan 100’den çok gazetecinin 75 kadarının Kürt basınından olduğuna dikkat çekti. Müge Gürsoy Sökmen Metis Yayınevi olarak “İnanmama Özgürlüğü”nü savunduklarını, bu bakışla hazırladıkları ajandanın soruşturmaya uğradığını belirtti. Yayıncılık hayatından çeşitli baskı örnekleri verdi. Ertuğrul Mavioğlu evindeki kitapların birkaç kere toptan götürüldüğünü belirtti. Yıldırma çabalarına karşı yılmamaktan yana olduğunu vurguladı. “Neyi doğru buluyorsak yapmaya devam etmeliyiz,” dedi.

Zeynep Oral baskılara boyun eğen basın organlarını eleştirdi. 12 Eylül döneminden bir anısını paylaştı: “Aziz Nesin ile yaş günü bağlamında bir röportaj yapmıştık, ama TV’de yer almadı. Gerekçe şuydu: Kenan Evren’i mahkemeye veren birini sevimli gösteren bir program gösterilemez.

Son olarak, önceden iletişim ile hazırlanmış olan Sonuç Bildirgesi Taslağı oylandı ve onaylandı: 

2012 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Bildirgesi

Günümüzde Türkiye'nin getirildiği noktada demokrasinin varlığı tartışmalı hale gelmiştir. Eleştirel tavır alan yazar ve gazeteciler terör ile bağlantılı ilan edilip tutuklanmakta ya da işsiz bırakılmaktadır. Akademik özerklik yok edilmenin eşiğindedir. Başta yaşama hakkı olmak üzere, en temel insan hakları fütursuzca çiğnenmekte ya da görmezden gelinmektedir.

Biz aşağıda imzası olan yazar, çevirmen, eleştirmen ve yayıncı kuruluşları olarak, Türkiye'de birer yıldırma aracı haline getirilen tutuklamalara son verilmesini, tutuklu yazar ve gazetecilerin derhal tahliye edilmesini, 301 ile TMK (Terörle Mücadele Kanunu) gibi bütün anti-demokratik yasa ve uygulamaların kaldırılmasını, Türk Ceza Kanunu ile Basın Kanunu’nda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun düzenleme yapılarak yazar, gazeteci ve akademisyenlerin tutuksuz ve âdil yargılanmalarını talep ediyoruz.

İfade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede düşünce özgürlüğü de yoktur.

Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM), Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEV-BİR), Çeviri Derneği, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (EDİSAM), Kürt Yazarlar Derneği (KYD), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED), Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi (TEB), Türkiye Edebiyatçılar Derneği (TED), Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS).


Etkinlik dayanışmanın daha da kapsamlı ve güçlü sürdürülmesi dileği ve kararı ile son buldu. Katkıda bulunan bütün kişi ve kuruluşlara ve mekân için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne teşekkür ederiz. Etkinlik sonrasında Sennur Sezer ile Adnan Özyalçıner şu anıyı paylaştı:

“12 Eylül davalarından birinde hâkim 18 yazara şöyle sordu: ‘Okur yazar mısınız?’ Usulen, “En son bitirdiğiniz okul?’ diye sorulur. O hâkim 18 yazara birden ‘Okur yazar mısınız?’ dedi!”


Ertesi gün William Nygaard ile Eugene Schoulgin Silivri’ye giderek Tuncay Özkan ile Mustafa Balbay’ın duruşmasını izledi; çok sarsıldılar. William Nygaard “Dünya bu hukuk ve adalet skandallarını daha iyi anlamalı; anlatacağız,” dedi.

Tarık Günersel

Share button