Başbakan, Kürtaj…

9 Haziran 2012, Cumartesi

Başbakanın son günlerde söyledikleri keşke dil sürçmesi olsaydı, ama, değil...

Keşke biri ona deseydi ki, boğaz dokuz boğumdur, siz öyle düşünürsünüz, öteki farklı düşünür, sussanız birazcık... Dinlemezdi ki.

Barışın, sivil anayasanın, kardeşliğin kıyısına geldiğimizi umarken, bizi umup umsuruk etti.

Yanlış bilgilendirme sonucu alınan vahim kararlardan sonra pişmanlık belirtmek, özür dilemek erdem, neden ardı ardına gereksiz konularda dayatmacı bir üsluba sarılıyor, anlaması güç

Onu anlamaya çalışıyoruz, olmuyor, anlama çizgisinden saptığını, yanılma sularına yelken açtığını neden fark etmiyor? Yoksa insan devletlu olunca kendinden gayrısını görüp duymaz mı?

Kötüden, yanlıştan dönmek zor değil, ama, artık bir şeyleri derinden kırdı, onarması güç görünüyor, onarılsa da izi kalacak.

Kalabalık nüfus güç demek değil, terazinin kaldırabileceği sıkleti sırtlayalım, hedefi aşan konuşmalar, ille de dayatmaları, bizden çok , partisine, ülkeye, demokrasimize zarar.

Yakıp yıkıyor, diliyle ve dayatmacı zihniyetiyle, yapma desek elbirliğiyle duyar mı, uyar mı?

Biz kadınlara kulak vermeli, sağduyulu kişilerle birlikte onu uyarmak gereği duyuyoruz…

Yazanı yazmayanı, büyük kent yahut kırsaldaki, okumuşu okuma yazma bilmeyeniyle hepimiz akıl alfabesinden sapmayın diyoruz…
Bizi birbirimize düşürmeyin, anlamsız tartışmalarla gücü harcetmeyin.

Yorgan altı bekçiliğine soyunmayın, akıl da kalp de aşk da kılavuz istemez, yanlışı doğrusuyla karar bizimdir, kadın kendi mülkünün, bedeninin efendisidir, başka sultana gerek yok, hele akıl dayatmanın hiç gereği yok.

Bir belediye başkanı, istenmeyen gebeliğe son veren kadın gidip kendini öldürsün buyurdu, bu vahim ve pervasız sözün hesabını sorması gerek, eğer sormazsa iki elimiz yakasında. Devlet, kağıt üstünde kalsa da milli gelir paylaşımı kadar, vatandaşlarını mutlu etmekle de yükümlü olsa gerek.

Sayın Başbakan doğmamışlara gösterdiği duyarlılığı doğmuş olanlara da göstermeli, her gün ölenlere, evlad acısıyla ölmekten beter olanlara.
Uludere’de öldürülen çocukları anaları aldırmadı, bir buyrukla canlarından oldular.

Dayatmasın, buyurmasın...

Oylarımızla geldiğini, öyle de gideceğini unutmasın, paşa ve sultan yanılgısına ve dayatmasına düşmesin.

Sivilliğin, eşitliğin, darbelerden hesap soruculuğun ve adil, özgür, çağdaş yaşamın kılavuzu olsun.

Bilsin, sezsin, sussun…

Ayşe Kilimci – PEN Kadın Yazarlar Komitesi Başkanı 

Share button