Deneme

Umut'um Uçarken

Etiketler:

 -Tüm babalara…- 

 

Yüreğimdeki dalgalanmalar içime işlemiş. Hüzün ve üzüntü üretiyor. Mutsuzluk içinde Umut’tan da yoksun olarak zar zor nefes alıyorum. Kutsal kitaplarda yazıldığı, Tanrı insanı kendi suretinden yarattı örneği gibi dünyaya getirdiğim oğlum yuvadan uçtu. Bir baba olarak ölüm sonram beni yeryüzünde temsil etmesini beklerken bir kez olsun düşünceme önem vermeden gitti. Oysa benim bebeğimdi o. En iyi eğitim ve yaşam şartlarını maddi gücüm doğrultusunda esirgemeden görevimi yaptığım inancındayım. Ama o hayat arkadaşını-benim, eşimin, kızımın düşüncelerini sormaksızın-seçerken, bir çaresizlik içinde bıraktığı ailesine sözde bir cezalandırmayı amaçladı. Yaşam bu kadar gerçek işte! Ayrılık bir ölüm gibi sinsi sinsi yüreğime kazındı, kansız, pıhtılaşmasız ve fizik kuralları dışında salt bir ruh bozumu olarak. Ayrılık, yaşayan bir canda ruhun ölümünü en güzel betimlemesiyle öğretiyor insana bir yazar olsan dahi.

Eski Bir Masal

Etiketler:
Babam kapıyı üç defa çalardı...
Kocaman bir sevinci sürükleyerek koşardım evimizin eşiğine.
Akasyalı bir sokağa bakan küçük evimizin balkonunda her akşam aile sofraları kurulurdu.
Zaman mavi benekli kelebek kanatlarında uçuşurdu.
Ölüm öyle çok uzaktı ki bize.
Kimse bir mezar taşının yanından geçeceğini bile ummazdı.
Ölüm, hep hasta yataklarının temiz kokusu, beyaz çarşaflar içerisinde hatırlanır. Beyaz periler bir görünür, bir görünmez, kaybolur, şıpıdık terlik sesi ile kapılar açılıp kapanırdı. Ölüm giz dolu telaş içinde gelir, buhur yükselir, tahta sandıklar kilitlenirdi. Rahvan atlar bilinmeze koşar, meçhule giden bir gemi limandan kalkardı.
O günlerde babam bana, kocaman bir gözlük, bir uçak büyüklüğünde gazete, her gün değişen kitap adları gibi gelirdi.

Anneler de Ölür

Etiketler:
Denir ki babasının (1902'de) ölümünden sonra annesiyle yaşayan öğretmen Anna Jarvis, yaşadığı Philadelphia kentinde (9 Mayıs 1905'de) annesini kaybetti. Her evlat gibi annesine hayattayken iyi bakmadığı düşüncesiyle büyük bir üzüntü duydu. Doğmak kadar ölümün de doğal olduğunu Anna'ya anlatmaya çalışan arkadaşları, komşuları üzüntüsünü kıramazlar. Bir yılın sonunda Anna, ölümden çok artık anne sevgisi peşindedir. Politikacılara, işadamlarına ve birçok yere sürekli yazarak annesinin ölüm tarihini Anneler Günü olarak önerir. Bu düşünce büyük ölçüde kabul gördü ve (ilk) 10 Mayıs 1908'de kilisede 407 çocuk ve annenin katılımıyla kutlandı. Jarvis her anneye-annesinin en çok sevdiği çiçek olan-birer beyaz karanfil hediye etti. Daha sonra Kongre 1914'de bu günü onayladı. Artık bütün dünyada bugün çiçek ve tebrik kartlarının uçuştuğu gün oldu.

Akyaka'da Dirilmek

Etiketler:
Otuzun üstünde şair, yazar 1-4 Mayıs günlerinde birlikteydik yine. Muğla Üniversitesi, Akyaka Belediyesi, P.E.N Yazarlar Derneği ve Edebiyatçılar Derneği'nin ortaklaşa gerçekleştirdikleri Akyaka Edebiyat Günleri üç yaşındaydı ve artık "uluslararası"ydı.
Yurtdışından iki misafir vardı: İsveç'ten Peter Curman, Makedonya'dan Biba İsmail. İkisi de şair. Curman ayrıca örgütçü. Rodos Yazarlarevi'nin kurucularından. Biba İsmail bizden, ayrıca Türkoloji'de okumuş bir hanım. Neşeli, güler yüzlü. Rahat bir Türkçesi var. Havanın esintili olduğunu görmüş, odasına dönerken karşılaştık, "‘Sıcak' bir şey alayım üzerime" dedi, "hırka", "kazak" yerine. Vurgularına güvenemedi sanırım, Makedonca yazdıklarını okudu da Türkçe yazdıklarını Bekir Yurdakul'a bıraktı -geçerken: Hiç kusursuz sunuculuk yaptı dört gün Yurdakul.

Ciğerhun'un Şafağı

Etiketler:
Devrimci Kürt şairi Ciğerhun (1903-1984) Mardin'in Gercüş İlçesinin (şu anda Batman'a bağlı) Hesar köyünde doğdu. Asıl adı Şeyhmus Hasan'dır. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Ciğerhun küçük yaşta anasız babasız kalır ve yoksul ablasının yanında yaşamaya başlar. Ancak çocukluğunda, varsıl ağaların yanında çobanlık, ırgatlık yapmak zorundadır. 1. Dünya Savaşı şartlarında Suriye'deki Kamışlı yakınındaki Amud köyüne gider. Yaşam Mardin'den farksızdır. Okuma tutkusu onu oralarda dinsel eğitim veren medreselere yönlendirir. Ve zor şartlarda cami imamı belgesi alır. Ciğerhun köy köy dolaşabilecek, köylülerin yaşamını daha çok tadabilecektir.

Bir Newroz Günü, Kelimelerin Çağrıştırdıkları

Etiketler:
o gün newroz'du / yüzbinlerdiler diyarbekir'de / santana'yı dinleyip tantana yaptılar müziğin ritmiyle / biirilerine ve teksesliliğe inat / oysa / onlara misak-ı milli sınırları içinde / tantana yapılmaz / demişlerdi...
İşte nihayet o gün gelip çatmıştı. Her yıl Newroz geldiğinde farklı duygulara kapılır da, yaban ellerde olmasından mıdır nedir, günü kendine saklardı.
O gün Newroz olmasaydı, olağan bir gün gibi geçip gidecekti. Akşam televizyon kanalındaki haberleri izleyince, anıları onu eskilere, yıllar öncesine götürdü. Geçmişin, yaşamında derin izler bırakan anılarıyla birlikte, yaşadığı günün gerçekliğini de, kendi ruhunda, bedeninde duyumsadı.
Yaşantısı, oldukça iyiydi. Ç İok iyi bir işi vardı. Evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı. İlişkileri, sosyal yaşamı, çevresindekilerin birçoğuna göre, özenilecek düzeydeydi. Tesadüfler, biraz da azmi, kararlılığı, hayata tutunmadaki ısrarı, belki de bir miktar kendini yaban ellerde kanıtlama telaşı yeni hayatının oluşmasında belirleyici olmuştu.
Her bir şeyin iyi gibi gidiyor gözükmesine rağmen; yaşamında eksikliğini duyduğu, içten içe, onu sürekli düşündüren, tedirgin eden bir şeyler de vardı. İnsan tekinin belki de varlık nedeni olan heyecanını büyük ölçüde yitirdiğinin epeydir farkındaydı.

Abbas Galo'nun Çuvalı

Etiketler:
Eskiden Mardin'in en zengin adamı Abbas Galo idi. Toptancılık yapardı. 3 Ford kamyonu vardı. Kimsenin doğru dürüst evi yokken Cumhuriyet Meydanı'nda 5 katlı apartmanı vardı. Bu işini bilen adam şakacı ve muzipti. Bir gün Suriye'den bir çuval bardak getirmiş. Hamala demiş ki: "Sana bugün para mı vereyim, nasihat mi?" Hamal biraz düşünmüş. "Bugüne kadar hep para verdin. Bugün de nasihat ver!" "O halde taşı şu çuvalı!" demiş bizimki. Hamal çuvalı taşımış, birlikte yürümüşler. Yolda önceleri hiç konuşmamış Abbas Galo. Apartmanın girişinde konuşmaya başlamış: "Eğer köyünde, bütün köylüler sana çalışacağız, seni muhtar yapacağız derlerse inanma!" Hamal, "Eeeeeyyy?" demiş birinci katın merdiven arasında. "Seni belediye başkanı yapacağız deseler, davul zurna çalıp oynasalar? İnanma!"

Kılıcımla Demokratım(!)

Etiketler:
Dinci partilerin birbirlerinden-en azından-düşünce olarak etkilendiği bir gerçektir. Dinci partiler bunu böyle demezler ama biz biliriz ki tüm din partileri-farklı dinler de olsa!-hep aynıdır. Bilindiği gibi Yeni Ahit’in (İncil’in) ve Hıristiyanlığın İsa Peygamberden sonra kurucusu (ikinci kurucusu) Paulus kabul edilir. “Mektuplar” Paulus’un İncil’deki metinleridir. (Mektuplar, Hıristiyanlık öncesi din ve felsefelerin de etkilemesiyle oluşan Hıristiyanlık felsefesinin teorisidir bir bakıma.)

Şiirlerinde Aziz Nesin

Etiketler:

 

 

Bugün Sevgili Aziz Nesin'in 92. doğum yıldönümü... O doğdu ve hiç ölmedi. Sevgili Nesin'i Şair Ayten Mutlu arkadaşımızın bir yazısı ile anıyoruz.

PEN

 

 

Şiir Bize Ne Yaptı

Etiketler:

Biz o güzel çocuklar olarak, o mahallelerden çıktık sokaklara. Komşularımız vardı o mahallelerde, veresiye defteri olan bakkalımız, bizi alabros tıraş eden babamızın berberi vardı. Abla ve ağabeylerimiz vardı, onların aşklarını korur ve kollardık. Evlerimizin bahçeleri vardı; delisi, sarhoşu eve geç geleni, kavgacısı ve hovardası vardı mahallemizin. Birbirimize misafirliğe giderdik, annelerimizin ellerinde mutlaka bir şey olurdu. Uzak yoldan gelmiş gibi misafir karşılardık.

İçeriği paylaş