Üye Yayımı

Halil İbrahim Özcan'ın yeni romanı yayımlandı

Etiketler:

Mutluluğu arat bana. Ziyadesiyle seninim burada. Her mutluluk arayışımın kapısı sana çıkıyor. Belki de sensin Haçin, toprağım, suyum, aşkım, Haçin'im... Halil İbrahim Özcan

"...Küller Arasında, Türkiye'nin Ermeni Kıyımı sorununu ve sorumluluğunu şu ya da bu biçimde geçiştirmeye, hafifletmeye çalışan romanlardan değil, konuyu gerçek olgusal veriler içinde incelemeye ve çekilmiş acıları anlamaya çalışan romanlar arasında yer alıyor... Halil İbrahim Özcan'ın soruna, bana gerçekçi görünen bir perspektiften baktığını ve olguları nesnel –ve dürüst- bir biçimde aktardığını söylüyorum..." Murat Belge

"Halil İbrahim Özcan önemli bir iş yaptı,
 Küller Arasında adlı kitabı ile Haçin'i anlattı. Suskun acılı bir coğrafyayı dillendirdi. Haçin iki kez kırıldı. Tehcir Kanunu bile sağ kalanlara geri dönüş hakkı tanıyordu. Ve 1. Dünya Savaşı sona erdikten, mütareke yapıldıktan sonra, emperyal güçlerin sözde koruması altında, Tehcir Kanunun da tanıdığı hakkı kullanarak yurtlarına geri döndüler. Sonra 'garantör'lerin satması sonucu bir kez daha kırıldılar. 1915 tabusu son on yılda büyük çapta aşıldı. Artık sıra, daha sonraki dönemin tabularının yıkılmasında... Özcan romanı ile açık kalmış bir yaraya neşter vuruyor."
Ragıp Zarakolu

Ahmet Arpad'dan Üç Yeni Çeviri Daha...

Etiketler:

Alacakaranlıkta Bir Öykü
Stefan Zweig

Bütün yapıtlarında ele aldığı konularla ve anlatımıyla okuru kolayca kendine bağlayan Stefan Zweig okurunu düşündürür de. Çünkü o bir umut yazarıdır. Her zaman barışı, iyiliği düşleyen, savaş karşıtı, çok yanlı insancıl bir yazardır. Eserleriyle okurunu yüreklendirir, onu kendine tiryaki eder, ona yaşam sevinci aşılar.

Her şeye hümanizmin penceresinden bakan Stefan Zweig yazar olarak özgürlüğüne çok düşkündü. O insanlığın birliğini arzulayan kozmopolit bir insandı. Yapıtlarında hep bir hoşgörü düşüncesinden yola çıkan Zweig'ın misyonu Avrupalı sanatçılarla edebiyatçıları ortak barış uğruna bir araya getirmekti.

İsmail Güzelsoy'un yeni kitapları...

Etiketler:

Değmez

Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

Benim için çizdiğin kader planını kabul etmiyorum!

“Tanrı, insanın ölümsüzlüğe varmış halinden başka bir şey değil” diye cevaplıyordu beni Selman Dermanî. “Ölüm ile kesilen bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Değmez... Bütün bu çabalara, sağalmaya, hasta olmaya, iyileşmeye, çalışmaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, âşık olmaya değmez. Lisan öğrenmeye, şiir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya değmez.
Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatının bir anlamı olabilir. Kendimi yeniden, sıfırdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacağım. Hakkım! Kadere teslim olacaksak mağaralara dönelim, haydi!..”

Musa Dinç'in şiir kitabı yayımlandı...

Etiketler:

Daha çok mizah öykü yazarı olarak kendisinden söz ettiren Musa DİNÇ, bu defa “Aşk- Sevda, Toplumsal ve Kendisine dair, iki bölümden oluşan şiirlerini YALNIZIM adlı şiir kitabında topladı.  Kitabın arka kapağında yer alan Yalnızım şiirinden bir bölüm: 

YALNIZIM 
Anılar depreşir; 
yıllar geçer, 
izler kalır. 

Çocukluğum yokluk içinde; 
nerede arasam,

Sedat Yurtdaş'dan bir yakın tarih anlatımı...

Etiketler:
Adı: Ramazan…
Aile; Remazan diye seslenir ona…
Sokakta Remo'dur…

Mücadele içinde kod adı almıştır ve Çiya'dır (Dağ)' artık…

Dolayısıyla; bu ülkenin yakın siyasal tarihini bir bellek çizgisi olarak taşıyanların yabancısı değildir Ramazan, Remazan, Remo ya da Çiya…

Sedat Yurtdaş; Remo nezdinde bize yakın tarihimizi anlatıyor. Bu tarihsel kesit özgülünde bireyi ve bireyin içinde şekillendiği nesnel koşulların yarattığı çelişki ve çatışkıların yanı sıra, o günlere damgasını vuran, bugünlerde ise sıklıkla anımsadığımız kepenk kapatma eylemlerini, işkenceleri, faili meçhulleri ve Beyaz Toros'ları anlatırken, aslında bu günleri de anlatıyor...

Ahmet Arpad'dan iki yeni çeviri...

Etiketler:
Stefan Zweig / Buluşmalar

Stefan Zweig, Buluşmalar’da modernitenin sancılarından, Rus işçilerinden, Rio sokaklarından, Amerikalılaşan Paris’ten, Parisleşen Viyana’dan, tekdüze hale gelen dünyadan, yaldızları dökülmüş, çelik rengini almış yüce geleneklerden, patlayan savaşlardan, bir fısıltı halinde söylenen benlik kavgalarından bahsederek sizi bir karar almaya zorluyor: Her şeye rağmen, insanı kurtarır mıydınız?

Gençliğinde Zweig’ı yüreklendirmiş olayların, mutluluklarının ve tecrübelerinin toplamı olan Buluşmalar’da anlatılan yazarları delicesine okumak, kentleri milim milim turlamak, yağmurlu bir günde o çok sevdiğiniz dostunuzla dertleşmek gibi…

“Dostlarım bana yıllardır, çeşitli konular üzerine düşüncelerimi kaleme aldığım denemeleri bir kitapta toplamamı ısrarla söyleyip duruyordu. Bu yazılar gençliğimde beni yüreklendirmiş olayların, mutluluğun, kazancın ve deneyimlerin birikimidir. İnsanlarla, kentlerle, kitaplarla, resimlerle ve müzikle buluşmalardan kalanlardır. Kimi zaman kişiyi coşturan, kimi zaman ise aklını başına getiren anlardır.”

Anna Seghers / Transit


"Nereye gitmeyi ümit edebiliriz? Artık güvenli bir cennet kalmadı, hayata yeniden başlayabileceğimiz veya geçmişteki haksızlıkları silebileceğimiz 'başka kıtalar, hayali kentler' yok. Bu kitabın yeniden keşfi bizler için bir ayılma anı ve aynı zamanda bir ikazdır: Seghers'in vaktiyle dikkat çektiği büyük tehlike bizim artık 'normal' gördüğümüz durumdur."
-Peter Conrad-

Haydar Ergülen'den Dağlarca için 94 cümle...

Etiketler:
’Şair arkadaşım Ömer Erdem’in, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 100. yaşını 100 şairle Dağlarca’ya giderek kutlamak gibi bir rüyası vardı. 100’e 6 kala Dağlarca sonsuzluğa göçtü. Çocukluğumda, belki de 50’li 60’lı yaşlardaki herkesin çocukluğunda, ilk okunan şair ya da şairlerden biriydi Dağlarca. Okul edebiyat kitaplarındaki “Sivaslı Karınca”, “Kızılırmak Kıyılarında” ve “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirlerini ezbere bilenlerimiz de vardı unutmayanlar da. Ben de unutmayanlardanım. Daha bu şiirler taptaze dururken belleğimde, “Ağır Hasta”
şiiriyle karşılaştım ve büyülendim. Bir daha da iyileşemedim!’’



F azıl Hüsnü Dağlarca gibi şiirin zirvesinde yaşamış, tek başına şiir ülkesi olmuş bir şairi anmak, nefesini bulunduğumuz ana taşımak ancak şiirsel anlatımlarla mümkün olabilir, bu büyük şairin hatırası böyle yazılarla günümüze taşınabilirdi. Bu eylem, Haydar Ergülen’in “tepeden tırnağa şiirdir” diyerek seslendiği Dağlarca’yı, Dağlarca şiirini ele aldığı Dağlarca İçin 94 Cümle’deki şairane yazılarda ifadesini buluyor. Dağlarca için hazırlanan çalışmaların yer alacağı bir dizi kitabın ilki olan bu edebî bakış, yapıtlarıyla her daim genç ve yeni kalacak olan Fazıl Hüsnü Dağlarca şiirine yeni anlamlar kazandırıyor.

Tekin Yayınları

Ahmet Arpad'tan üç yeni çeviri: Zweig ve Goethe

Etiketler:
Mektuplaşmalar 1912-1942

Avrupa’nın en narin yazarlarından Stefan Zweig; gerçek bir kültür insanı, hümanist. Genelde sanat özelde edebiyat olmazsa olmazları arasında. Hassas bir maneviyat, sevgiyle yüklü bir bakış, hakkaniyet gözeten bir akıl Zweig’ın varlığını tanımlayan unsurlar olarak değerlendirilebilir. Zweig açısından sanatçı üretmek, daha sıkı çalışmak zorundadır. Zaman kısıtlıdır. Bir ömre sığdırılabilir olanlarla sığdırılamayacak olanlar arasındaki gerilim Zweig’ı da etkisi altına almıştır. Ama Zweig şahsında zamanı kısıtlayan bir başka odak daha vardır: Dönemin siyasal gelişmeleri. Nazilerin iktidara gelmesi Zweig’ı yerinden yurdundan eder, bir daha geri dönmemek üzere ülkesini terk eder. Mektupları bu terk etme sürecinin sancılarını ele verir, umudun parça parça azalmasını, kültüre duyulan inancın içeriden ve dışarıdan yıkılmasını, bir yazarın koyulaşan hayal kırıklıklarını, sonu intihara uzanan bir hayatın dökümünü yansıtır. Eve dönüş imkânsız hale gelince kıyıcı huzursuzluklar baş gösterir, “onurlu” olmak hiç olmadığı kadar önem kazanır:

Ancak şimdi içinde yaşadığımız huzursuz günler daha sürecek gibi. Ben de davranışlarımı değiştireceğim. Evimde arama yapıldığı için o günlerde Salzburg’u terk etmiştim, onurlu olduğum için de oraya yine dönmeyeceğim...

Zweig’ın mektupları sanatçının hayatındaki sevinç parıltılarını olduğu kadar acılarını ve kırılma noktalarını da okurla buluşturan kuvvetli metinler.

Ayrıntı Yayınları

DOSTLARLA MEKTUPLAŞMALAR

Mektupları okuyacak zamanınız ve keyfiniz var mı şu sıralar? Olacağını umarım.

Stefan Zweig, kişilikleri birbirinden çok farklı Rilke, Schnitzler, Bahr, Freud, Gorki ve Hesse gibi ünlü isimlerle uzun yıllar mektuplaşmış, onlarla yakın dostluklar sürdürmüştür.

Yaşar Seyman'ın yeni çalışması "Benazir" yayımlandı

Etiketler:
Odatv'den yazar Mümtaz İdil Benazir'i şu satırlarla anlatı:

KADINLARIN UMUTLARI NE ZAMAN ÇİÇEĞE DURACAK

Nehir ve Benazir...

İki müthiş metafor...

İkisi birbiriyle özdeşleşiyor ve Pakistan’ı boydan boya el ele koşarak geçiyorlar, Hint Okyanusu’na birlikte atlıyorlar.
“Benazir”, Yaşar Seyman’ın daha raflara bile dizilmeden elime aldığım en son kitabı.

Kitabın iki kahramanı var, daha doğrusu iki metaforu: İndüs Nehri ve Benazir... Öyle ki, İndüs aktıkça Benazir de onunla birlikte akıyor. Her ikisi de kendileri için sonsuzluğa doğru gidiyorlar. Biri Pakistan’ın en uzun nehri, diğeri Müslüman bir ülkenin ilk kadın Başbakanı, biri Umman denizine dökülüyor ve kimliği değişiyor, diğerinin vücudu paramparça olup gökyüzüne dağılıyor ve kimliği değişiyor.

Her ikisi de hala yaşıyor ama artık ne Umman Denizi’nde İndüs’ü, ne de Pakistan’da Benazir’i görüyoruz.
Yaşar Seyman’ın “Benazir” kitabı, son yıllarda büyük ilgi gören “Biyografik Roman” sınıfından sayılır. Ancak kitapta, diğer biyografik romanlardan farklı olarak üçüncü bir kahraman daha çıkıyor sessizce ve alçak gönüllülükle: Yaşar Seyman.
İçeriği paylaş