Hapisteki Yazarlar Komitesi Toplandı

Etiketler:

05.09.2007 tarihindeHapisteki Yazarlar Komitesi; mazereti olanlar ve gelmeyenlerin dışında toplandı. Genel bir değerlendirme yapıldı ve ülkemiz hapishanelerindeki kütüphanelerin yenilenmesi için bir proje geliştirilmesine karar verildi...

Saygılarımızla

Halil ibrahim Özcan

Stefan Zweig; İnsancıl Yazar

Etiketler:

 

 

 

 

 

 

Tanrılar, melekler, beyaz bulutlar... Piyanoda Chopin müziği, Barcarolle... Duvarlar bembeyaz, yüksek mi yüksek. Küf rengi perdeler ipek, tavandan aşağı, uzun mu uzun. Piyanonun tuşlarına dokunan parmaklar ince, narin. Chopin'in melodileri ruhu dolduran, tanrılar insanlara tepeden bakan... "İnsancıldı, dostluk eli uzatırdı herkese, karşılık beklemeden. Gösterişi sevmezdi, insanları sevmek yaşam koşuluydu Stefan Zweig için... Toplumları birbirine yaklaştırmak bir misyondu onun gözünde..." Kocaman, ağır mı ağır, pırıl pırıl, kristal avizeler asılı duruyor havada. Yükselen loş ışık aydınlatıyor melekleri, tanrıları, çıplak kadınları. "Kültürlerin birleştiği bir Avrupa... Hümanizm, güzel sanatlar, edebiyat, bir araya gelen sanatçılar, müzisyenler, edebiyatçılar... Avrupa insanlarını kültür aracılığı ile birleştiren, güçlendiren o insanlar..." Stefan Zweig'ın düşleri.

Marguerite Duras; Benim Yazarım

Marguerite Duras aslında- daha çok tek bir kitabından dolayı benim yazarımdır. Ben bu kitabı evdeki kütüphanede Meb klasiklerine ve Remzi Yayınevi’nin boyca iri ancak aynı tipte ilk baskılarına benzeyen gösterişsiz kapağı içinde gördüğüm andan beri sayamayacağım kadar çok yeniden okudum. O zamanlar, Varlık dizisini, okumama izin verilmeyen tek kitap olan Itırlı Bahçe’yi (ki kitap elimden alındığında çoktan okumuştum) Fransız klasiklerini, Rus klasiklerini, Nobel kazanmış eserleri, kısacası kütüphanede ne varsa, küçük bir korsan gibi yağmalamakla meşguldüm. Bir kısmını yarım yamalak anlıyor, kimini daha ilk sayfalarında bırakıyordum.

İyi- kötü kitaplarla bu denli haşır neşirken Hiroşima Sevgilim’in ( Uğrak Yayınları-Sinema Dizisi) yarattığı, bana yıllar sonra, Duras benim yazarımdır dedirten bu etkinin izlerini o günlerde aramak herhalde beyhude olur. Doğal olarak bu görüş yıllar içinde oluşturulmuş olmalı. Üstelik bu diğer kitaplara ve yazarlara haksızlık olurdu. Yine de Hiroşima Sevgilim’in beni başka bir okur olma haline geçirdiğini yadsıyamam. Artık içinde düşler kurduğum o güvenli beşikten düşmüştüm bir kez. Sonra, üniversiteye henüz başlamışken beni Berger’in bu yazıda da anacağım Sanat ve Devrim’iyle tanıştıran Yankı Yayınevi, galiba Uğrak Yayınevi’nden birkaç yıl sonra Duras’ın kütüphanede öyle durup dururken, ancak uzun yıllar sonra elime aldığım Parkta’sıyla, Hiroşima Sevgilim’i bastı. Ama hâlâ içinde Antonioni’nin Kızıl Çöl’ünün senaryosu, o zamanlar resimlerine bakmak dışında bana pek bir şey ifade etmeyen Simone de Beauvoir’in Brigitte Bardot’la ilgili bir yazısının bulunduğu, sayfaları çoktan dağılmış o eski nüshadan vazgeçmedim. Şimdi, kitabı ilk kez elime aldıktan yıllarca sonra, biraz zorlamayla da olsa, daha o zamanlar toy bir okuru bu denli etkileyen şeyin, metnin yarattığı neredeyse kardeşliğe benzer duygu olduğunu söyleyebilirim. Kitap filmin bir özetiyle başlar. Bu özette yazar notlarla araya girer, daha sonra senaryo ve senaryo üzerinde yazarın notları gelir, onu Nevers’le ilgili gece karalamaları, filmin bazı sahnelerinin açılımı, filmin oyuncuları olan erkek ve kadın üzerine yazılmış iki sayfalık bir metin izler. Duras’ın olan biteni, umarsızca, daha iyi anlamaktan başka bir amacı yokmuş gibi kendisiyle konuşup durmasının, sanki bir sihirle okuyucuyla paylaştığı görünmez ve sonsuz iç tartışmalarının, yazarken duyduğu hissedilebilir acının ( yazmanın ağlamak olduğunu söyler) etkisini anlamlandırmam daha sonra oldu. Yine de o yaşlarda bile yazarın mırıltılarını duyduğum olmuştur; her zaman doğru anlamlar veremediysem de…

Prinkipo

Etiketler:

“ Prinkipo ahh Prinkipo “*

Yanık, özlem dolu bir sesle açıyorum gözlerimi. Anlamaya çalışıyorum sözleri.

“ Aya Yorgi tepesinde kaldı aklım, Çimlendi sende ilk aşkım. Prinkipo ahh Prinkipo “

Sesin geldiği yöne ilerliyorum. Daha yakınlaşıyor sanki.

“ Kaytan bıyıklıdır o, Çok yakışıklıdır o.

S’agopaw s’agopow.* Prinkipo ahh Prinkipo “

Aaa! Şarkı Türkçe. Kadını görünce duraklıyorum. İlerlemiş yaşına rağmen, gençti sesi.

“ Günaydın!”

Önce aldırmıyor bana.

İrkilişinden beni fark etmediğini anlıyorum.

“ Tourkos?”*

“ Evet. Siz de Türkçe söylüyorsunuz?”

“ Hı.”

“ Nereden öğrendiniz?”

“ Neyi?”

“ Türkçeyi. “

Mersin Kenti Edebiyat Ödülü Nezihe Meriç'e Verildi

Etiketler:

   Nezihe Meriç

 

Bu güzel haberi Nezihe Meriç'e tebrik, teşekkür ve saygı ile paylaşıyoruz.

PEN Türkiye Merkezi Yönetim Kurulu

 

“Ülkemizde ve Mersin’de edebiyat ilgisini geliştirmek ve ulusal ölçekte bir verime dönüştürmek, edebiyat okurlarının dikkatini nitelikli örneklere çekmek üzere; yapıtlarıyla Türk edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmuş kişileri onurlandırmak, daha yaygın okunmalarını sağlamak için”, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ( MTSO ) tarafından verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü konusunda çalışmalar, ilgili yönetmelik gereğince yürütülmüştür.

Çocuk Edebiyatı Komitesi Kuralım mı...

Etiketler:

Değerli PEN Üyeleri, Bildiginiz gibi, Gülten Dayioğlu ile Yalvaç Ural'ın öncülüğünde bir Çocuk Edebiyatı Vakfı kuruldu. Kendilerine ve destek olan kişilere ne kadar teşekkür etsek azdır. Senegal'deki kongrede her PEN merkezinin bir Çocuk Edebiyatı Komitesi kurmasını önerdim. Bu komite her ülkede ilkokul kitaplarına komşu ülkelerin coçuk edebiyatı ürünlerinden örnekler koydurmaya calışabilir. Yönetim Kurulumuz böyle bir hamle için yazılı işlemi yaptı.

Gavur Mahallesinden Gavur Köyüne

“Ona çocukluğumun geçtiği köyü anlatıyorum. “Gavur Köyü” dendiğini, sokaklarının müzik dolu olduğunu söylüyorum. Bir şarkı mırıldanıyorum anılardan. Rumeli havalarından birini. “Komşularımız da bizlerden farksızdı. Evimizin içi-dışı birdi. Kapılar kilitlenmez, köyün sokakları çiçekten geçilmezdi. Köy kahvesinde Rumeli şarkıları çalardı inceden inceye... Bütün evler beyaz boyalı, portakal, limon çiçekleriyle nar çiçeklerinin kucaklaştığı mis kokulu yerlerdi” diye anlatırken, ben de o mis kokulu sokaklarda dolaşıyorum. Gözlerimin ışıltısını gözlerinde görüyorum...” *

"Allahu ekber, Allahu ekber!"

"Ding-dong! Ding-dong!.."

"Allahu!.."

"Ding!.."

"Ekber!.."

"Dong!.."

” Gavur!

Gavur, sözcük anlamı olarak, düşünüldüğünden çok daha fazla anlam içerir. İnatçı birine, kurnaz birine, acımasız birine söyleyebilirsiniz. “Kim olursan ol gel" diyen bir felsefenin ışık saçtığı bir coğrafyada, bazen de “öteki”leştirirsiniz başkalarını bu sözcükle. Gavur, bazen küfür olur dillerde, acıtır; bazen de sevgiliye, eşe, kız evlada söylenir sevgi ile. Nazdır, edadır yarende; inattır kırgın gönüllerde. Sevda sözcüğü olur sevenlerde. Bir bakarsınız karşınıza mekan ve yer isimleri olarak çıkar: gavur mahallesi, gavur köyü, gavur dağı, gavur gölü, gavur bağı, daha neler neler… Bazen efsanelerde sonsuza kadar yaşar; Kemah Kalesinin Gavur Kızı gibi. Bazen de her türlü kavramın içinde, kendine farklı ve anlamlı bir yer arayışını sürdürür. Sonuçta, gavur sözcüğü ile yapılan vurgu, hepsinde de benzer şekilde ayrıcalığı işaret eder, farklılığı ve gizemi; kimi zaman da samimiyeti ve rahatlığı.

Üyelerimiz Gülçicek Günel Tekin ve Ragıp Zarakolu'nun Yargılanmaları...

Etiketler:

Üyemiz Gülçicek Günel Tekin'in "Dilimiz Varlığımız Dilimiz Kültürümüzdür" adlı kitabının yargılandığı davaya katıldık. Sevindirici bir haber. Dava beraatla sonuçlandı.

Aynı gün Ragıp Zarakolu'nun da duruşması vardı ve o da beraat etti.

Umuyoruz ki bundan sonra yazarların yargılandığı davalar böyle sonuçlansın ve insanların düşüncelerinden ötürü yargılandığı uzun ve karanlık dönem son bulsun.

İşçi Öyküleri-Çocuk İşçiler

Etiketler:

Baştürk ailesi, Genel-İş Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği işbirliği ile sürdürülen "Abdullah Baştürk İşçi Öyküleri Yarışması" seçmelerinin beşincisi olan İŞÇİ ÖYKÜLERİ - ÇOCUK İŞÇİLER kitabı haziran ayında yayımlandı. Yayıma Tuncer Uçarol'un hazırladığı kitapta, 16 öykücüden, 17 seçme öykü bulunuyor: Çalışmayı seven ve sevmeyen çırakların öyküleri... İşçi öğrencilerin, işçi çocuklarının, delikanlı işçilerin öyküleri... Genel-İş Yayınları arasında bu diziden daha önce çıkanlar: "İşçi Öyküleri", "İşçi Öyküleri 2004", "İşçi Öyküleri - Timsahın Ağzındaki Usta", "İşçi Öyküleri - Kadın İşçiler". Ücretsiz dağıtılan bu yayınlardan "Çocuk İşçiler" ve "Kadın İşçiler" adlı kitapları, üyelerimiz, Edebiyatçılar Derneği'nden edinebilirler. Ayrıntılı bilgi için: [email protected]

İçeriği paylaş