Üye Yayımı

Musa Dinç'in Yeni Kitabı: Yüreğimden Damıttım

Etiketler:
Kitap Hakkında

“Nerelisiniz? Hangi takımı destekliyorsunuz? Sevdiğiniz renk? Plakanız nedir? Burcunuz nedir? “Emin olun ki bu tür soruların hemen hepsinin altında STİGMA yatar. Yanıtınız ne olursa olsun, sohbetin havası havai fişeği ateşler. Damgalanma, ötekileştirme ve ayrışma.
Haberleri dinlerken mutlaka bir limonu ikiye bölünüz ve arada bir limon yiyiniz. Yüksek tansiyona iyi gelir.
Adalet, Türkiye'deki her yurttaş için gereklidir. Adalet kavramından ne zaman herkes eşit yararlanabiliyorsa, işte o zaman halk refaha kavuşabilecektir.
Delilo, halay, zeybek, çiftetelli, misket ata barı, horon; hepsini severim. Emin olun ki düğünlerin çoğunda halay olmazsa o düğünün bir ayağı eksik olur.
Cumhuriyet güzeldir, hoştur, tadından geçilmez ama ila ki ‘Demokratik Cumhuriyet'...
Hak + hukuk = Adalet; nerede kaldı vicdan ile merhamet?
Demokrasi kültürümüz gelişmedikçe doğu-batı, kuzey-güney hiç fark etmez. Ne yazık ki sıkıntılar katlanarak devam eder.
Liyakat sistem ve eşit koşullar düzeltilmediği sürece, çarpık tablo düzelmez.
Düzen; egemen düzeni. İşe alımlarda liyakat sistemi geçerli mi? Eğitimde fırsat eşitliği var mı? Çürümüşlük, kanseri tetikler.
Siyasallaşan devletin hiçbir vatandaşı huzur ve güven içinde olamaz.
İpin ucu kaçmışsa; her şey arapsaçına dönmüştür.
Trafikte kimseyle sidik yarışına girmeyiniz; ipsiz sapsız çoktur.
Çarpım tablosundan, çarpık kentleşmeye; çarpık kadrolaşmaya, çarpık siyasallaşmaya ve cin çarpmışa doğru bir evrim süreci yaşıyoruz.

Musa Dinç'ten Büyüklere Bal Tadında Masallar

Etiketler:
Geleceğimizin teminatı hiç kuşkusuz bugünün çocukları ve gençleridir. 

Çocukluk /gençlik edebiyatının çok meşakkatli olduğunun bilinciyle   “Bal tadında masalları” hazırladım.

Masal /mesellerden bir hisse çıkarmayı, doğruyu ve yanlışı irdeleyebilmeyi, masallardaki olayları, bir denklem gibi algılayıp; analiz ve sentezini, kendi potasında eritmeyi ve çözüme gitmeyi esas aldım.

Özünde halka mal olmuş Anadolu motifli masalları yeniden işleyerek kurguladım ve karikatür çizimlerle şenlendirdim.

Çocukluğumda çok masal dinledim. Masalın, mizah hikâyelerinden daha çok düşündürdüğünü keşfettim. Masal birikiminden yoksun çocuk/genç asla düşünemiyorum. Masallar ufkumuzu genişleştiği gibi; hem haz verir, hem de geliştirir.  Hayvan hikâyelerini fable yenileştirerek yazdım

İlyas Orak'ın Şiir Kitabı Ölüphane Kuşları Yayımlandı

Etiketler:
Önsöz Niyetine

Kendi labirentinde uzun uğraşılarla arayıp bulduğunun, bir dilim peynir değil de “peynir” sözcüğü olduğunu öğrenen fare sandığım şeyin, aslında zamanın epriyen dilimlerinden öte olamayacağı gerçeğini bana şiir öğretti. Tüm şiir evreninin içinde sözlenegelmiş kavram ve nesneler, birbirlerinin hem öznesi hem yüklemidir sanıyorum. Şair olup olmadığımı bilmiyorum. Yalın anlatımlarla saf bir gerçekliğin peşinde olmak yerine, sözcüklerin içini boşaltan sessel ve sözcüklerin içini yeni anlamlarla dolduran metaforik bir çaba içinde olmanın hazzını yaşıyorum. Düşüncenin duygusal, duyguların düşünsel ilişkisini ısrarla bir arada tutmaya çalışıyorum.

Kısa kesiyorum; Aslolan şiirdir, gerisi gevezelik!

Mayıs 2018 İstanbul

İlyasoraK
ÖLÜPHANE KUŞLARI (Şiir)
BESAM Yayınları Şiir Serisi 1
Birinci Baskı Mayıs 2018
88 Sayfa

Musa Dinç'in Çocuk Kitapları....

Etiketler:
Arkadaşım Ninem, Adaşım Dedem

Köyde yaşamlarını sürdüren Dedem ile Ninemi ziyaret etmek istiyordum.
Özlemiştim onları, onların da beni özlediğine emindim, çünkü çok seviyorlardı
beni. Köyde bir ay kalmayı düşünüyordum. Hem köydeki arkadaşlarımla hasret
giderecek onlarla birlikte gezecek oyunlar oynayacaktım.
Ninem iki kova suyu güneşte ısıttı ve banyoda iyice yıkadı beni.
-Şimdi torunum buğday oldu.
-Anlayamadın nineciğim
-Yıkanmadan önce arpaydın, şimdi oldun buğday
-Hımmm şimdi anladım nineciğim!
-Neyi anladın?

Levent Karataş'ın Yeni Şiir Kitabı Son Görüş Yayımlandı

Etiketler:
Levent Karataş 80 Kuşağından değil ama, bizim kuşaktan. Başka şiirler ve başka şairlerle şiir yazmaya kıymet veriyor. Bu da şiirini daha kıymetli kılıyor. Şiirini ne zaman okursanız okuyun, sabah oluyor, yeni gün, yeni dünya, yeni renkler, yeni şeyler ve hep yeni şiirler. Duyarak okumak isteyenler için.

-Haydar Ergülen-

Çoğunluk, manzumesinin frigorifik odasına uğramadan uyuyup kalır. Azınlık, Son Görüş’te bu aynalıkların farkına vararak uyuyup uyanır. Levent Karataş bunun ayrımını yapanlardan.

-Seyhan Özdamar-

 Son Görüş yeni bir tür metafizik öneriyor bize; Dua ile başlıyor kitap Diriliş ile bitiyor. Bu yeni metafizik, zihnin, çağrışımın tüm halleriyle dünya arasındaki bakışımın sınırlarını bulanıklaştırıyor. Aşkın ama o oranda opak bir metafizik. Neruda bir dizesinde işaret etmişti; “Gelincikler bürünmüş Metafizik”... Levent Karataş’ın şair bakışı; nesnede ve dünyada gezdirdiği bakışları yeni zaman ve zamanın halleriyle hemhal bir metafiziği keşfe çağırıyor bizi.

- B. Bayrıl-

 "Son Görüş'ü okurken sesimin tonu benden bağımsız dalgalandı. "Yazılacak dil kalmamış" diyen şair, kendinin kalıntılarını sözcüklere yüklemekle kalmıyor, bir de sözcükleri porteye oktavına uygun diziyor. Müziğin sonunda kuş olup Son Görüş'e düş'en şair, okuruna bu düş'üşün performansını yaşatıyor.

-İsahag Uygar Eskiciyan-

Bülent Tekin: "Kürt Sorunu ve Sayılmayan İsyanlar 1514-1919

Etiketler:





"Kürt Sorunu ve Sayılmayan İsyanlar 1514-1919" adlı kitabımın 2. baskısı Dara Yayınları'ndan çıktı. Kısa sürede piyasada tükenen  kitap Kürt sorununu objektif bir anlatımla irdelemiştir. Kitap daha çok 1514-1919 yılları arasındaki Osmanlı-Kürt ilişkilerini ve bu ilişkinin doğurduğu Kürt Sorunu’nu irdeliyor. TBMM Kütüphanesi’nin raflarında dahi olan bu kitabın Kürt sorununu anlatmada önemli bir katkı yaptığını düşünmekteyim.

Bülent Tekin

http://www.pirtukakurdi.com/Kurt-Sorunu-ve-Sayilmayan-Isyanlar-1514-1919

Hayri K Yetik’ten iki yeni kitap

Etiketler:
Bilal Tabirhanesi

2017’nin şiir raflarında yerini alan ilk kitaplarından biri Hayri K. Yetik’in Bilal Tabirhanesi oldu. Öteki yayınlarından çıkan kitap, entelektüel bilincini ve birikimini Ortadoğu edebiyatlarına ilişkin çalışmalarından da bildiğimiz Yetik’in bu deneyim ve bilincini şiire taşıdığı bir ayna niteliğinde.

Dil, anlam, anlamlandırma, anlam arayışı kavramlarına imkânsızlığın sezgisel bilgisiyle bakmaya çalışan şair, dille hakikate ermenin mümkün olmadığını ortaya koyarken şiirin tam kavrandığı yerden elimizden kayan, durmadan çoğalan anlam olanaklarıyla bir yersizyurtsuzlaştırma edimi olduğunu vurgulamış bu şiirlerle. 

Yeryüzünün kendini tekrar ettiği, sürekli kendini yeniden ve yeniden yazdığı bir metin olduğu kabulüyle verili olanın cehennemi dünyasından khoraya çıkışı işaret eden kitap bize inşa edilmiş olana dair her şeyin yalan olduğunu, hakikate ermenin imkansız, anlamın sürekli ertelenen olduğunu hatırlatıyor.

Ahmet Arpad'dan iki yeni Zweig çevirisi yayımlandı

Etiketler:
Geçmişe Yolculuk 

Stefan Zweig 

Öyküler

“Birbirlerine ilk kez bundan dokuz yıl önce rastlamışlardı. O günden sonra da uzaklığı aşamadıkları için bir türlü yakınlaşamamışlardı. Tanrım, ne kadar uzun sürmüştü bu dokuz yıl. Bugüne kadar, bu akşama kadar aradan dört bin gece ve dört bin gün geçmişti!”

Tekin Yayınları, 1. Basım Mart 2017

Halil İbrahim Özcan'ın yeni romanı yayımlandı

Etiketler:

Mutluluğu arat bana. Ziyadesiyle seninim burada. Her mutluluk arayışımın kapısı sana çıkıyor. Belki de sensin Haçin, toprağım, suyum, aşkım, Haçin'im... Halil İbrahim Özcan

"...Küller Arasında, Türkiye'nin Ermeni Kıyımı sorununu ve sorumluluğunu şu ya da bu biçimde geçiştirmeye, hafifletmeye çalışan romanlardan değil, konuyu gerçek olgusal veriler içinde incelemeye ve çekilmiş acıları anlamaya çalışan romanlar arasında yer alıyor... Halil İbrahim Özcan'ın soruna, bana gerçekçi görünen bir perspektiften baktığını ve olguları nesnel –ve dürüst- bir biçimde aktardığını söylüyorum..." Murat Belge

"Halil İbrahim Özcan önemli bir iş yaptı,
 Küller Arasında adlı kitabı ile Haçin'i anlattı. Suskun acılı bir coğrafyayı dillendirdi. Haçin iki kez kırıldı. Tehcir Kanunu bile sağ kalanlara geri dönüş hakkı tanıyordu. Ve 1. Dünya Savaşı sona erdikten, mütareke yapıldıktan sonra, emperyal güçlerin sözde koruması altında, Tehcir Kanunun da tanıdığı hakkı kullanarak yurtlarına geri döndüler. Sonra 'garantör'lerin satması sonucu bir kez daha kırıldılar. 1915 tabusu son on yılda büyük çapta aşıldı. Artık sıra, daha sonraki dönemin tabularının yıkılmasında... Özcan romanı ile açık kalmış bir yaraya neşter vuruyor."
Ragıp Zarakolu

İçeriği paylaş