Üye Yayımı

Gazeteci-Yazar Uğur Pişmanlık'tan Antoloji Kitabı: Tarsuslu Yazarlar ve Sanatçılar

Etiketler:
Aratos dergisi sahibi Uğur Pişmanlık'ın "Tarsuslu Yazarlar ve Sanatçılar Antolojisi" adlı kitabı yayımlandı. Daha önce, "Kent Masalları" ve "Antik Çağda Tarsuslu Filozoflar” adlı kitapları bulunan Pişmanlık'ın "Tarsuslu Yazarlar ve Sanatçılar Antolojisi" başlığındaki bu kitabıyla, Tarsus’ta doğmuş ya da yaşamış olan ve yapıtları bulunan yazar, sanatçı ve bilim insanlarını kayıt altına almış.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son 100 yılında doğmuş ve Cumhuriyet sonrasında yaşamış yazar ve sanatçılara yer veren Uğur Pişmanlık, kitapta genel olarak, 1850-2008 yılları arası 150 yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Çalışma sadece şair ve yazarlarla sınırlı kalmamış, adından da anlaşıldığı gibi gazeteci-fotoğraf sanatçısı, ressam, heykeltıraş, sinemacı, tiyatrocu ve akademisyenler başta olmak üzere çeşitli alanlarda yetişmiş Tarsuslu sanatçıları da kapsamaktadır.

Antolojide; Ümit Yaşar Oğuzcan, Haşmet Zeybek, Cavit Orhan Tütengil, Ekrem Kahraman, Ethem Çalışkan, Ahmet Nadir Caner, Mehmet Bal, Savaş Başar, Oral Çalışlar, Fazilet Çulha, M. Sami Aşar başta olmak üzere 70'in üzerinde yazar, sanatçı ve bilim insanına yer verilirken, özellikle şairlerin bir bölümünün şiirlerinden örnekler sunmaktadır.


Aratos Yayınları,104 sayfa, 2008-Tarsus

Dîyarbekir Surları Sırlarını Fransızca Fısıldıyor

Etiketler:
 Yazar Şeyhmus Diken’in DİYARBAKIR kitabı Fransızcada

Yazar Şeyhmus Diken’in Türkçesi ve Kürtçesi büyük ilgi gören ‘Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir, Diyarbakır’ kitabı, bir Fransız yayınevi Editions Turquoise tarafından Fransızcaya çevrildi. Daha önce birçok kez Türkçe ve Kürtçe basımı yapılan eserin, Fransızca baskısının da ilgi görmesi bekleniyor.
Kısa adı DİTAV olan Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı kitabın Fransızcaya çevrilmesi ile ilgili yazarın da katılımıyla tarihi Erdebil Köşkü’nde kahvaltılı bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına Yazar Şeyhmus Diken, Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) Başkanı Erhan Akalınlar, DİTAV üyeleri, gazeteciler, yazarlar ve kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.

DİTAV Başkanı Erhan Akalınlar, ‘Çevresindeki yerleşim yerleri ile birlikte 11 bin yıllık bir tarihe sahip olan kadim şehrimiz üzerine, ister bu kentte yerleşik olan bu kentin eski-yeni hemşehrileri olsun, isterse bir şekilde yolu buralardan geçmiş eski-yeni gezginler olsun; bu şehir hakkında ya kitap yazmışlar ya da anılarını bir şekilde paylaşmışlar.
Nasırı Hüsrev, Evliya Çelebi, Polonyalı Simeon, Karlsten Niebuhr, Sestini bunlardan sadece bir kaçıdır.


Yeni kuşağın üretken isimlerinden ve vakıf üyemiz Şeyhmus Diken eskiden beri süregelen hafıza kültürünü şehir üzerinden bir kez daha bizimle paylaşmıştır.
Şeyhmus Diken yazarlık serüvenine başladığı 1997’den bugüne kadarki 15 yıl içinde 12 kitap yazdı. Bu kitaplardan dördü "Diyarbekir Diyarım Yitirmişem Yanarım", "İsyan Sürgünleri", "Amidalılar Sürgündeki Diyarbekirliler" ve "Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir, Diyarbakır" genel başlığıyla 2000 sayfayı bulan "Saklı Kentin Tarihinin Tanıkları" olarak hafızalarda hak ettiği yeri aldı.

İşte bu dört kitaptan biri olan Diken’in "Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir, Diyarbakır" kitabı yayınlandığı 2002 yılından bu yana binlerce okurla buluştu ve İletişim Yayınları arasında altı baskı yaptı. Şehir üzerine yazılan kitaplar, çok azdır ve kıymetlidir.
Diken’in kitabı 2006 yılında, Diyarbakır’da kurulmuş olan ve hâlâ faaliyetlerine devam eden Lis Yayınları tarafından Zeyneb Yaş’ın çevirisiyle, "Dîyarbekir" ismiyle Kürtçeye çevrilerek basıldı.

Türkçe basımının onuncu yılında Fransa’da "Editions Turquoise" Yayınevi tarafından Ariane Bonzon ve Mehmed Uzun’un önsözleri ile François Skvor’un çevirisiyle, Fransızca olarak yayınlandı. Kitabın Fransızca çevirisine 2008 yılında başlandı ve 2 yıllık titiz bir çalışma sonucu kitap "Diyarbakır, La ville qui murmure en ses murs" ismiyle yayınlandı ve Fransa’daki kitapçı raflarında yerini aldı. Aralık 2010 tarihinde yayınlanan kitap, daha yayınının üzerinden bir ay geçmeden Fransa’nın bilinen kitap evlerinin internet sitelerinde ve raflarındayerini aldı.”

Bir de “Çevreci Peri” varmış…

Etiketler:
Edebiyat duyarlılığı taşıyan, dünyanın geldiği noktaya üzülen ve hatta kaleme aldığı roman, öykü, oyun ve makalelerde de halihazırda bu konuları işleyen bir yazarın ortaya koyacağı çocuk edebiyatı da kaçınılmaz olarak bu konular hakkında olacaktır, öyle değil mi?

Şehirli avangard öykü ve romanları ile cyberpunk tadındaki bilim kurgu romanlarıyla tanıdığımız yazar Hikmet Temel Akarsu, 2005 yılında Can Yayınları’ndan çıkan ilk çocuk öyküleri kitabı “Güzelçamlı'nın Kayıp Panteri”nin ardından ikinci çocuk kitabını Çizmeli Kedi Yayınları’ndan yayımladı: “Çevreci Peri.”
“Çevrecilik” kavramının bir alay konusu ya da küçüseme yordamı (aramızdan kaç kişi çevre konusunda bir uyarıda bulunduğumuzda, “Çevreci misin?” sorusunu duymadık ki?) olduğu ülkemizde edebiyatımızda çok da yer bulmamış bir konu üzerine bir eser ortaya çıkarma kararı almış Akarsu. Ve bu yolda da yurtdışında örneklerine uzun süredir ulaşılabilen bir çocuk kitabı yazmayı uygun görmüş. (Amazon.com sitesinde “Environment & Nature” başlığı altında “Juvenile Fiction,” yani “Çocuk Edebiyatı” diye aratıp, gelen sonuçların sayısına şaşırabilirsiniz.) Yazar, yapılan sayısız haber, belgesel ve film ile yazılan kitaplara rağmen yetişkinlerde “çevre” konusunda bir hareket yaratmanın imkansız gözüktüğü bu günde, doğru yerin çocuklar olduğunu iyi tahlil etmiş. (Kendinize sorun: Uluslararası bir çalışma olan Yann Arthus-Bertrand’ın “Yuva” belgeseli bütün insanlığa bir çağrıydı ama kaç yetişkin orada söylenenleri ciddiye aldı?)

Öykülerde “periler” gibi fantastik ögeler kullanılarak ekosistemin ve ülkemizdeki doğal zenginliklerin korunması konusunda çocuklara dersler verilmektedir. Bu ifadeden, kuru bir didaktiklikte ekoloji dersleri verildiği sanılmasın: Öykülerin şirin kurgusuyla basit bir arıtma sistemiyle denizlerin temizlenebileceği, trolle değil de kontrollü balıkçılıkla denizlerdeki canlılığın korunabileceği ve bacalara filtre koyularak atmosfer kirliliğinin önüne geçilebileceği dile getirilmektedir. Kitabın sonundaki esprili test ile çocuklar kitap boyunca öğrendikleri bilgileri de pekiştirme imkanına erişmektedir.

Akarsu bu çevrecilik öykülerinde, çoğu yerde ıskalanan, belki de konu hakkındaki en önemli mesajı da dile getiriyor: dünyanın ve insanlığın birbirleriyle olan yadsınamaz bağları. Akarsu, yeryüzünün herhangi bir yerindeki kirliliğin ve zararın dünyanın başka bir yerini farklı bir açıdan etkilediğini çocukların zihinlerine kazımayı bilmiş. Bu, ne yazık ki, birçoğumuzun bilmediği, bilse de göz ardı etmek istediği bir gerçek. Dolayısıyla, “Ağaç yaşken eğilir,” prensibiyle çocuklara ekolojinin bu hassas dengesi de aktarılmış oluyor.

Alişan Birlik'in Yeni Romanı At Hırsızı Yayımlandı

Etiketler:



Atlara nalı ters çaktığında başlamıştı ülkemin esaret zinciri, hiçte kolay olmayacaktır elveda günlerin. Unutma ki lanetlemeler peşini bırakmayacaktır, yolsuzluğun hesabını ödemesen de mutlaka tarih yazacaktır. Ülkemin o berrak güneşini, kutsanmış topraklarını sattın. Halbuki orada yeşerecektik hep birlikte. Onca yargıca baskı yaptığında mümkün müdür bunca aydının Demir parmaklıklar arkasında kahırlanmamaları. Yine de sabırla güneşle, selamlaşır gibi yüreklerini teskin ettiler. İnsan anayurdunda bir hücredeymiş gibi yaşar mı? O zaman esaret zinciri ağır gelmez mi cana. Senin kara cehaletin hüküm sürsün diye eyvallah eyvallah demeyecektir bu gençlik.

Alişan Birlik

80'lerde Çocuk Olmak Kitaplaştı

Etiketler:
İnternette 10. yılı geride bırakan, aynı zamanda genç yazarların eserlerini yayımlayan Yitik Ülke, yakın tarihimizin ve internetin en büyük fenomenlerini kapsayan "80'lerde Çocuk Olmak" kitabını 2006'da yine kendi adıyla kurduğu Yitik Ülke Yayınları'nca yayımladı. Sitenin ve yayınevinin kurucu editörü yazar-şair Kadir Aydemir tarafından hazırlanan "80'lerde Çocuk Olmak" kitabı şimdiden geniş bir okur kitlesinin ilgisini çekmiş gözüküyor. 89 yazarın bir araya geldiği kitapta, 80'li yılların yaşam tarzı, kültürü, alışkanlıkları, modası ve o yıllarda geçmiş olan çocukluk hatıraları ayrıntılarıyla, neşeli bir dille anlatılıyor. Kitabın arka kapağında okura şöyle sesleniliyor:
"Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun...

80'lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980'lerde çocuktu onlar... Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say'dan Gürgen Öz'e, Eylül Duru'dan Bülent Çolak'a, Onur Behramoğlu'ndan Erdem Aksakal'a, Göksel Bekmezci'den Ahmet Büke'ye, Barış Müstecaplıoğlu'ndan Yiğit Değer Bengi'ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80'lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın...

Hikmet Temel Akarsu’nun Bağdat Caddesi Adlı Kitabı Yayımlandı

Etiketler:
2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve Heyamola Yayınları’nın yürütmekte olduğu İstanbulum projesi çerçevesinde İstanbul’da yaşanmışlıkları derin 80 tecrübeli yazardan 80 semt hakkında 80 kitap hazırlaması istenmişti. Kitapların tamamı aynı güne 30 Ekim 2010 Tüyap Kitap Fuarı’nın açılış gününde bir kokteylle piyasaya sunuldu.

Deneme (essay), anı ve inceleme türleri arasında gezinen kitapların İstanbul için nitelikli bir bellek yaratacağı düşünülüyor. Proje çerçevesinde Bağdat Caddesi’ni yazmayı üstlenen Hikmet Temel Akarsu’nun kitabı serideki diğer kitaplara nazaran daha özgün bir anlatı dilini benimsemiş. Türkiye’deki orta burjuvazinin ironik kısa tarihini anlatmayı hedefleyen yazar, kimi zaman güldüren, kimi zaman hüzünlendiren, kim zaman öfkelendiren, kimi zaman gönendiren, kimi zaman öykünme duygusu uyandıran bir anlatı ortaya koysa da neticede Türkiye’deki kapitalist inkişafın hayhaylı yıllarını betimlemek için herkesi mutlu edecek tipik bir plato bulmuş gibi gözüküyor: Bağdat Caddesi…

Öykücü Hüseyin Akyüz’den Sürükleyici Bir Tarih Romanı: Yusuf'un Defteri

Etiketler:
Haliçli bir balıkçının Sultan Murad’ın tahta oturduğu gün doğan ikizleri Hasan ve Yusuf anneleri ve babaları ölünce kimsesiz kalırlar. Bütün imparatorluğun Murad’ın acımasız yasaklarıyla ve hesapsız can almalarıyla korku içinde yaşadığı bir zamandır. Evlatlık verilen iki kardeş birbirilerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Başkasının yanında sığıntılığı içine sindiremeyen Hasan babasının sandalıyla balıkçılık yaparken güzel Heleni’ye vurulur. Aşkı karşılıksız değildir ama yaşadıkları zamanın acımasız gerçekleri karşısında kavuşmaları mucizelere bağlıdır.
Yusuf bir tüccarın yanında kalmaktadır. Bir seyahat sırasında eşkıyanın baskınına uğrarlar. Yolda yanlarına aldıkları Floransalı hekim ve tüccar ölür. Hekim son nefesinde en değerli hazinesi olduğunu söylediği bir defteri Yusuf’a verir. Yusuf defterin sırrını çözebilmek ve kardeşine kavuşmak umuduyla yollara düşer. Ancak kaderinin kendisine yaşatacığı acılardan ve sevinçlerden habersizdir.
17.Yüzyıl İstanbulu'nun Haliç kıyılarından kaderlerinin ürkütücü labirentlerinde yolculuğa çıkan üç gencin anlatıldığı “Yusuf’un Defteri” okurunu son satırına kadar heyecan içinde tutmayı başarabilen bir roman.

Sıradan İnsanların Olağanüstü Dünyası...

Etiketler:
Hüseyin Akyüz'ün Akademi Kitapevi 1982 Öykü Birincilik Ödülü'ne değer bulunmuş Beyaz Güvercin adlı öykü kitabı Kavim Yayıncılık tarafından yeniden yayımlandı.

Hüseyin Akyüz birbirinden güzel sekiz öyküsünün yer aldığı “Beyaz Güvercin” adlı kitabında kahramanlarını kenar mahalle insanlarından seçmiş.Yaşamın zorlu koşulları içinde, her şeye karşın insanca var olmaya çabalayan sıradan insanlar. Genci, yaşlısı, çalışanı, emeklisi, dulu; hepsi de mutluluk özlemiyle, bir sevinç parıltısı, bir umut kırıntısı peşinde ömür tüketiyor. Tıpkı toplum içindeki yerleri gibi, yaşamları da sessiz ve gösterişsiz. Akyüz’ü başarılı bir yazar yapan bu insanların silik yaşamlarındaki olağanüstü dünyaları ustalıkla ortaya koyabilmiş olmasıdır.

Akyüz, duygusallığı ölçülü kullanıp abartıdan titizlikle kaçınıyor; canlı, sağlam bir anlatımı, yalın ve şiirli bir dili, aydınlık ve pürüzsüz bir tümce yapısı var. Anlattığı acıların içinden günışığı gibi aydınlık ve sıcak sevgiler açığa çıkıyor. Bu anlayışla da okurunu umutsuzluk ve karamsarlıktan uzaklaştırıp, düşünmeye, sevmeye, dayanışma ve bütünleşmeye yönlendiriyor. Kitaptaki bütün öykülerde iyi bir gözlemcilikle basitin derinliğine inilmiş. “Beyaz Güvercin”, “Uçan Balonlar” ve “Çaydanlık” öykülerinde ise bir masal havası içinde yalın bir gerçekçilik okuyucuya sunuluyor…

Musa Dinç'ten Kara Mizah Öyküleri: SuÇsuz

Etiketler:
SuÇsuz için Ne Dediler...

Öyküler akıcı ve iğneleyici, imgelemeler güçlü, yerinde ve zamanında ironi. Yazarımızın üslubu kadar, dünyaya bakış açısı da çağdaş, asla gericiliğe ve haksızlığa taviz vermiyor, aydınca bir tutum sergiliyor. Temel dinamik noktası hümanizm.
İbrahim Evirgen

Yazarı olduğun eserleri okuyunca; “zaman zaman güldüm, zaman zaman düşündüm, zaman zaman da hüzünlendim.” Tüm bu duyguları yaşarken âdeta vücudumun derinliklerinde dalgalanmalar hissettim. Bu dalgalanmalar heyecan olsa gerek. Eserlerin gerçekten okuyucusuna heyecan veriyor. Bu nedenle, okuyunca bir solukta bitiveriyor.
Yaşamı ve insanları iyi gözleyerek ve iyi analiz ederek yazmış olduğun eserler; insanı önce “motivasyona ve okumaya” sonra da eğitilmeye sürüklüyor. Eserlerin karanlıkta insanlara yol gösteren projektör kadar aydınlık.
Dr. Mehmet Özden

“SuÇsuz’la düzineyi geçti.” Sağlıkçı, eğitimci yazar arkadaşım Musa Dinç ile birkaç yıl önce tanıştım. Nerede mi? İstanbul’da TYS’nin genel kurulunda ve yan yana oturduğumuz koltuklarda. Sonrasında iletişim sürdü. Dayanç, istenç ve dopdolu kültür anıtı. O’nu tanımam benim için apayrı bir şans ve kazanç oldu.
Yapıt, okunası öykülerle bezenik. Öteki kitaplarına da özgün adlar olan sözcükler, özenle seçilmiş her biri dinç kafanın ürünleri... Yazınımıza kazandırdığı bu güzel yapıtı için yürekten kutlu-yor, başarılarının artarak, sürmesini diliyorum.
Muhsin DURUCAN
İçeriği paylaş