Üye Yayımı

Yaşar Seyman'ın yeni çalışması "Benazir" yayımlandı

Etiketler:
Odatv'den yazar Mümtaz İdil Benazir'i şu satırlarla anlatı:

KADINLARIN UMUTLARI NE ZAMAN ÇİÇEĞE DURACAK

Nehir ve Benazir...

İki müthiş metafor...

İkisi birbiriyle özdeşleşiyor ve Pakistan’ı boydan boya el ele koşarak geçiyorlar, Hint Okyanusu’na birlikte atlıyorlar.
“Benazir”, Yaşar Seyman’ın daha raflara bile dizilmeden elime aldığım en son kitabı.

Kitabın iki kahramanı var, daha doğrusu iki metaforu: İndüs Nehri ve Benazir... Öyle ki, İndüs aktıkça Benazir de onunla birlikte akıyor. Her ikisi de kendileri için sonsuzluğa doğru gidiyorlar. Biri Pakistan’ın en uzun nehri, diğeri Müslüman bir ülkenin ilk kadın Başbakanı, biri Umman denizine dökülüyor ve kimliği değişiyor, diğerinin vücudu paramparça olup gökyüzüne dağılıyor ve kimliği değişiyor.

Her ikisi de hala yaşıyor ama artık ne Umman Denizi’nde İndüs’ü, ne de Pakistan’da Benazir’i görüyoruz.
Yaşar Seyman’ın “Benazir” kitabı, son yıllarda büyük ilgi gören “Biyografik Roman” sınıfından sayılır. Ancak kitapta, diğer biyografik romanlardan farklı olarak üçüncü bir kahraman daha çıkıyor sessizce ve alçak gönüllülükle: Yaşar Seyman.

Erkut Tokman'ın şiir kitabı "Aramızda Eski Bir Masal" yayımlandı

Etiketler:
"BU KİTAP BİR YÜCE BULUŞMA ÇAĞRISIDIR BENCE" Hüseyin Peker

"Son sözünü (kurtlana kurtlana) bitireceğini ifade eden Erkut Tokman, ikinci kitabında (ARAMIZDA ESKİ BİR MASAL, Yasakmeyve Y., 2015), önceki kitabından daha yalın bir deyişe yaklaşmış, deyim yerindeyse tüm posaları atmış, dünya değerlerini önüne yığarak karşılaştırmalı bir düşün yelpazesine çalışmış. Her şeyi eliyor, tartıyor, karşılığı üzerinden, iyimser gözlüklerle -onları kara tabloya dönüştürmeden- önümüze sürüklüyor. Yaşam, yaşadığı her biçem onun yaşam sorgucu. Tartarak adım atıyor: "Sahi biz böyle nereye?" Çok yalın, telaşsız bir anlatım. Dilimize sürçen bir şey yok okurken. Zorlamayan bir sıralama. Putlaştırmayan bir düşünce çalışması.

Küçük değerler üzerinden kısa anlatımlarla, bir dünya resmi üzerine çalışıyor. Başoyuncu kendisi. Yakın elemanlar ya sevdiği, ya yarenlik ettiği kimlikler. Belki bir yakını, belki de arkadaş.. Dünyayla olan evrensel problemi, yaşadığı anın içinde olaylarla çakıştırıyor. Yerine göre hepsini birden, sorgulamadan geçiriyor. "Durulsun isyanlarla çalkalanan o sular" Zaten Tokman'ın esas derdi, birbirine zıt giden, küs kalan değerleri barıştırmak, uzlaştırmak, dünya böyle olmalı denen yerlere sermek.

Cüneyt Ayral'ın yeni kitabı: Benim Paris'im...

Etiketler:
Benim Paris’im

Paris’i gezmek bu kitapla  bir başka güzel

“Bu kitabı okurken yalnızca iştihanız kabarmayacak, aynı zamanda yazarın ironisiyle de tanışacak, Paris’i onun rehberliğinde adım adım, en kuytu köşelerine varıncaya dek dolaşacaksınız. Dolaşırken de bek-lenmedik sürprizlerle karşılaşacaksınız. Bu kitap sizi Paris’in geçmişinden, tarihsel yapılarından çok, günlük yaşamı ve eğlence yerleri hakkında bilgi sahibi kılacak. Bu yerlerin arasında adresi yazarda saklı eş değiştirme ve sado-mazo kulüplerinin de olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Her turist rehberinde bulamayacağınız bu tür yerlerin havasını solumak, bana sorarsanız, özel bir ayrıcalık. Hele muhafazakârlığın alıp yürüdüğü, cinsel özgürlüğün de bir erdem olabileceğinin, en azından hoşgörüyle bakılması gerektiğinin unutulduğu günü-müzde.”

Nedim Gürsel’in önsözünden.

Mustafa Sönmez'in yeni şiir kitabı Yataksız Irmak...

Etiketler:
Şair-öykücü Mustafa Söylemez'in yeni kitabı Yataksız Irmak yayımlandı.

Yaşam öyküsü:

1950 yılında Hatay'ın Dörtyol İlçesi Karekese Köyünde doğdu. Babası sağlık memuru
Ali Söylemez Haruniye Köy-Enstitüsü ilk kısmını bitirdikten sonra; Hasan-oğlan
Köy enstitüsü sağlık bölümünden mezun oldu. . İlk görev yeri Ceyhan Sarımazı
köyünde beş yıl kaldıktan sonra; Ceyhan merkeze tayini çıktı.1956yılında Adana Baklalı Köyünde İlk Okula başladı. 1961 yılında ise, babasının
Saimbeyli ilçesine tayin olması nedeniyle; Saimbeyli Orta Okulunda okuluna
başladı. Oradan Lise öğrenimi nedeniyle babası tayinini Ceyhan İlçesine istedi.
Ceyhan Lisesini 1970 yılında bitirdi.

Bülent Tekin'in yeni kitabı ANA TANRIÇADAN MODERN KÖLEYE yayımlandı...

Etiketler:






Gecikmeyle de olsa Pêrî Yayınları tarafından yayınlandı. 275 sayfadan oluşuyor. Türkiye gerçeğinde yaşananlarla bağlantılı özgürlük, kadın, demokrasi, insan hakları ve yaşamsal olguları anlatan deneme türünde bir eserdir. Ezilenler, kimsesizler, avukatsızlar, sahipsizler, kadınlar; kurnazlar, yönetenler, ezenler demokrasicilik oyunu içinde anlatılmışlardır. Her zaman iktidar ve rahat koltuklarında oturanların kurnaz adam maskeleri indirilmek istenmiştir. “Ana Tanrıça” olarak bazılarınca göğe çıkartılan kadınların aslında kırmızı koltuklarda oturanların kendi tanıdıkları ve yakınları olduğu ve bunların kurnazca yoksul kadınlara sunulmaya çalışıldığı anlatılmaya çalışılmıştır. İnsan hakları dahil her kutsal (anlamlı) değerin dejenere edilerek yeni tanrılar/tanrıçalar yaratmada kullanılarak sade yurttaşın salt oy deposu olarak görev yapacak köle durumda olduğu vurgulanmaktadır. Tüm bu ve diğer olaylar güncel yaşananların içinden anlatılmıştır. Her kitabında olduğu gibi bu eserde de akıcı ve açık-ilginç bir anlatım kullanılmıştır. Saygıyla. Bülent Tekin

Ahmet Arpad'ın Çevirisiyle Fallada'dan Kurtlar Sofrası

Etiketler:









Yıl 1923. Almanya'da enflasyon almış başını gidiyor. Ülke bir uçuruma sürükleniyor. Bencilleşen bireyler yazgılarını ellerine alıyor. Paranın çılgın gibi değer yitirdiği dönemde insanlar kendilerini, parçalanmaya başlayan toplumun içine düştüğü bataktan kurtarmaya çabalıyor.
O günlerin karmaşasında, yaşamın gittikçe çılgınlaştığı başkent Berlin'de tekrar karşılaşan, Birinci Dünya Savaşı'nda birlikte cepheye gitmiş üç insanın yazgısından yola çıkıyor Hans Fallada. Kurtlar Sofrasında adını verdiği bu dev romanda, toplumun her kesiminden özenle seçtiği kahramanlarına adeta bir resmigeçit yaptırıyor; kısa sürede zenginleşenler, bir günde varını yoğunu yitirenler, tüm servetini kumara yatıranlar, dönekler, karaborsacılar, yeraltı babaları, büyük arazi sahibi soylular, subaylar, küçük insanlar, vurguncular, sokak kadınları, uyuşturucu bağımlıları ve daha niceleri...

Halil İbrahim Ay'ın yeni kitabı: İçimizdeki Tanrı...

Etiketler:




Halil İbrahim Ay, yazım hayatının belirleyicisi olan İçimizdeki Tanrı’da insanlar nereden geldi, nereye gidiyor; dinler bizden ne aldı, ne verdi; Tanrı insan için ne anlama geliyor ve bu kavram davranışlarımızı ne kadar etkiliyor sorularına yanıt arıyor.

Düşünür bu tür soyut kavramlara ve düşünen insanı doğrudan meşgul eden geleneksel olgulara felsefî açıdan bakıyor, çarpıcı açıklama ve yorumlar getiriyor.
İnsanın, insan olmasındaki en belirgin özelliğinin düşünüyor olmasının altını çizen Ay, doğaüstü yerlerde olduğu sanılan Tanrı’nın aslında o kadar uzakta değil; herkesin kendi içinde olduğunu anımsatıyor. Zaten Tanrı da Kur’an’da Kaf suresi 16’ıncı ayette, “Size şah damarınız kadar yakınım.” dememiş miydi?

İşte bu noktadan hareketle Ay, mutluluk ve başarılarımız bağlamında içimizdeki Tanrı’yı sorgulamamızın, daha iyi tanımamızın yaşamsal önemini üst düzeyde irdeliyor…

Nazmi Bayrı'nın Yeni Öykü Kitabı Yayımlandı

Etiketler:






Nazmi Bayrı’nın Otel Atlantik kitabını okumuş sevmiştim. Güz Buluşmaları’ndaki öyküleri okurken de hem bugünün hem geçmişin içinde duyumsadım kendimi. Öylesine gerçekçi, öylesine düş yoğunluğu var öykülerinde Nazmi’nin.

İnsanın çocukluğu yazarın da sanatçının da en büyük gömüsüdür; bilinir. Güz Buluşmaları’nda yazarın içinden geldiği çevrenin, ilişkilerin, yaşantıların derinlerinde yatan ruh halini yakalıyor; bunu sarsarak, incelikle gösteriyor. Günümüzde yazılan özellikle genç öykücülerin öykülerindeki yapıntılık onda yok.

Ahmet Arpad'ın Zweig Çevirisi Yayımlandı...

Etiketler:







“Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar. İşte bu kitabımla, değişik zamanlara, değişik bölgelere ait kimi önemli anları, İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar’ı anımsatmaya çalıştım. Kitapta yer alan tarihsel olayları anlatırken, gerçekleri hiçbir biçimde değiştirmedim, katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzanan ellere gereksinim duymaz.”

Stefan Zweig, 14 ayrı tarihsel olayı, 14 biricik anı ele alarak, insanoğlunun kaderle ilişkisine bambaşka bir açıdan bakıyor. Tarihe geçmek diye gözümüzde büyüttüğümüz olguların aslında nasıl da anlık kararlara, gecikmelere bağlı olduğunu, bir anlık
İçeriği paylaş