Üye Yayımı

Uğur Pişmanlık'ın Ortak Çalışması “Gezginlerin Gözüyle Tarsus" Yayımlandı

Etiketler:
Gazeteci-Yazar Uğur Pişmanlık’ın ve Arkeolog Burak Köroğlu ile birlikte hazırladığı “Gezginlerin Gözüyle Tarsus” kitabı Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı.

Gezginler Tarsus’u anlatıyor. Gazeteci-Yazar Uğur Pişmanlık’ın yeni kitabı “Gezginlerin Gözüyle Tarsus” adlı kitabı çıktı. Uğur Pişmanlık’ın Aratos dergisi yayın kurulu üyesi arkeolog Burak Köroğlu ile birlikte hazırladığı “Gezginlerin Gözüyle Tarsus” kitabı Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı.

Arkeoloji ve Sanat Yayınları daha önce de Uğur Pişmanlık’ın “Antik Çağ’da Tarsuslu Filozoflar” kitabını çıkarmıştı.
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Gezginlerin Gözüyle Tarsus” kitabı, antik çağdan 20. yüzyıla kadar 25 yerli ve yabancı gezginin Tarsus’a dair anlatımları yer alıyor. Türkçe metinler dışında İngilizce, Almanca ve Fransızca yeni çevirilerle zenginleştirilmiş olan kitapta, Evliya Çelebi, Katip Çelebi, Piri Reis, Şemseddin Sami, Şerafettin Mağmumi, Strabon, Ariannos, C. Texier, V.I. Langlois gibi pek çok isim yer alıyor.

Antik çağın Kilikya bölgesi ve günümüz Çukurova’sının önemli kentlerinden olan Tarsus gezginlerin gözüyle aktarılıyor. Kitapta çok sayıda fotoğraf, resim, gravür ve harita da yer alıyor.

Tarık Günersel'in Minyatür Manifestosu: Nasıl gidiyo' kölelik?

Etiketler:
Edebiyat, tiyatro, sinema ve opera alanlarında eserleri olan Tarık Günersel aynı zamanda aktivist bir düşünür. Kendisini "doğacı bir özgürleşmeci" olarak nitelendiriyor ve yazının icadını dönüm noktası sayan bir tarihlendirme öneriyor.

45 yılda oluşturduğu Oluşmak (Yaşama Düşünceleri 6011) geçen yıl Pan Yayınları arasında yer almıştı. Bencekitap yayınları arasında yer alan Nasıl gidiyo' kölelik? adlı bu minyatür ise hem o kitaba bir ek hem de kendi başına bir köprü -bilinç ile katkı arasında. "Yazısal 6012" yılında yayımlanmış oluyor.

 http://www.facebook.com/photo.php?fbid=264962863569769&set=a.102861363113254.3814.100001681718731&type=1

Dev Bir Kuşak Kitabı: “90’lar Kitabı – Çocuk mu, Genç mi?” Çıktı

Etiketler:
Geniş yankı uyandıran “80’lerde Çocuk Olmak” kitabının devamı olarak hazırlanan, Kadir Aydemir’in editörlüğünü yaptığı “90’lar Kitabı” Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. “Çocuk mu, Genç mi?” alt başlığıyla çıkan kitapta 111 yazar yer alıyor. 90’lı yılların çocuklarına ve gençlerine seslenen kitap, türünün eşsiz bir örneği. Pek çok ünlü isimle birlikte günümüz internet fenomenlerinin, blog ve Twitter yazarlarının ve genç edebiyatçıların da ilginç yazılarıyla yer aldığı “90’lar Kitabı” Türkiye’nin ve dünyanın yakın tarihine doğru bir yolculuğa davet ediyor okurları. 90’lar sinemasını, yaşam kültürünü, siyasi olaylarını, giyim tarzını, ünlü müzisyenlerini, popüler mekânlarını, okul hayatını ve “90’lar” denince akla gelen yüzlerce detayı merak eden herkes “90’lar Kitabı”nda kendinden bir şeyler bulacak.

“Çocuk musun?”
“Artık kazık kadar oldun!”
“Bu yaşa geldin, hâlâ çocuk gibisin!”

Ah ne güzel şey bunları duymak. Demek ki şanslıyız ve doğru yoldayız, içimizdeki çocuk buralarda bir yerde…

Murat Tuncel'in Yeni Romanı Trakya Güneşi Yayımlandı

Etiketler:
On üçüncü yüzyılın sonlarında kurulan Osmanlı Beyliği çok kısa zamanda sınırlarını genişletmeye başlar. Nikaea’nın Bizanstan alınmasıyla beyliğin adı Anadolu ve Trakya’da da duyulur. Orhan Gazi döneminin başlamasıyla Bursa Kalesi alınır ve Osmanlı Beyliği’nin ilk başkenti olur. 1340’lı yılların sonuna doğru Karasioğulları Beyliği’nin de Osmanlı yönetimini tanımasıyla beyliğin sınırları daha da genişleyince Orhan Gazi, kendine bağlı olmak üzere görev paylaşımı ister. Beylik divanı* da Alaaddin Ali Bey’i başvezir, Süleyman Paşa’yı da ordu komutanı olarak görevlendirir. O sırada V. İoannes Palaiologos ve VI. Yoannis Kantakuzinos tarafından yönetilen Bizans İmparatorluğu iç çekişmeler nedeniyle askeri ve idari açıdan çok zayıflamıştır. Bu durumdan yararlanan Orhan Gazi, Prenses Marike’nin yönettiği Nikomedia Kalesi’ni alarak Kocaeli yarımadasından Bosborus’a doğru ilerlemeye başlar. Orhan Gazi yönetimindeki Osmanlı kuvvetleri Bosporus’a doğru ilerlerken, Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri de Dardanel’i geçerek Trakya’daki Bizans kalelerini almaya başlarlar. Kısa sürede Çimpe, Eceabad ve Küçük Biga Kalelerini alan Süleyman Paşa ve beyleri günlerce kuşattıkları Gallipoli Kalesi’ne ise bir deprem sonrası girerler. Orada karşılaştığı rahibin anlattıkları ve yıkıntılar altından kurtarılan halkın durumu Süleyman Paşa’yı çok etkiler. Beylerinden din adamlarına ve yıkıntılar altından kurtardıkları kale halkına iyi davranmalarını ister. Bursa’dan getirttiği ustalara ve lağımcılara yıkılan kale duvarlarını onarmalarını emreder. Kısa zamanda onarılan Gallipoli Kalesi tekfuru ve rahibi Osmanlı eğemenliğini kabul ederler. Anatolia ve Trakya’dan Osmanlı kuvvetlerinin Konstantinepolis’e yaklaştığını haber alan Bizans’ın ortak İmparatoru VI. Yoannis Kantakuzinos, elçiler göndererek Orhan Gazi ile anlaşır. Trakya tarafından Konstantinepolis’e yaklaşmakta olan Süleyman Paşa’nın kuvvetleri de anlaşma gereği geri çekilirler ama Trakya’nın batısına doğru ilerlemeye devam ederler. Osmanlı kuvvetlerinin Konstantinapolis’den uzaklaşmalarıyla biraz rahat nefes alan Bizans İmparatoru VI. Yoannis Kantakuzinos da Konstantinepolis’de çıkan ayaklanmaları bastırmaya çalışır. Fakat kızı Eleni’nin kocası ve imparatorluk ortağı sürgündeki V. İoannes Palaiologos’un taraftarlarıyla başa çıkamaz. Batı Trakya’ya doğru ilerleyen Süleyman Paşa , yeni kurulan yaya (yeniçeri)

Yıldız Cıbıroğlu'nun Yeni Kitabı: Anadolu’da Kadının Kültürel Şifreleri

Etiketler:
Anadolu’nun, Asya’nın dilleri, kültürleri (arkeoloji, folklor, sanat) tıka basa arkaik kodlarla dolu; çünkü simgeciliğin yurdu onlar! (Bunlar aynı zamanda evrensel.) Kodları çözdükçe, Tarihöncesinin ‘Anne’ diliyle, devleti örgütleyen ‘Baba’ dilinin birbiri hakkında söylediklerini duyuyoruz: Bugünkü hastalıklı yanlarımız da, bilgeliğimiz de; onların, karşı cinsi denetlemek ya da paylaşmak için yaptığı dil mühendisliğinin genlerimizdeki kayıtlarından geliyor. Zihniyetimizi de onlar oluşturuyor.

Bu kitapta TDK Derleme Sözlüğü’ndeki, sözcük kodlarını inceledim ve Anadolu’da erkeğin, kadını yok saymak, sindirmek amacıyla, dili genel bir strateji aracı olarak kullandığını gördüm. Bugünkü ‘kadın katilleri’ o köhne zihniyetin kurbanlarıdır. Ancak, binlerce yıllık geçmişten gelen toplumsal olgulardan ötürü bütün erkekleri suçlayamayız. İstediğimiz ne kadınsız ne de erkeksiz bir dünya! Esenlik eşitlikte! Bunun için çalışmaya geçmeden önce kültürel kodları, yani ‘kendini bilmek’ gerekiyor.

David Greig'in SARI AY Piyesi Yayımlandı

Etiketler:

SARI AY –Leila ile Lee’nin Baladı
 Yazan: David Greig

Çeviren: Füsun Günersel

Balad Çevirileri: Tarık Günersel

Hıristiyan bir ortamda Müslüman bir ailenin kızı Leila ile Lee adlı bir genç arasındaki ilginç ilişki. Sarı Ay (Yellow Moon) piyesinde zekâ ile duygu yoğunluğu, dram ile mizah iç içe. Suskun Leila’yı suskunluktan kurtaran, aşk. Efsane ile gerçeklik arasında gerilim düğüme yol açtığında, çözüme götüren yol, dayanışma.

Mitos-Boyut Yayını, 70 sayfa, 10 TL.

Mehmet Sarsmaz’dan Yeni Bir Kitap: İzmir Horozu

Etiketler:
Mehmet Sarsmaz, şiir görüşünün ilk ve değişmez ana çizgilerini, büyük ölçüde yazdığı ve kaleme aldığı Dördüncü Yeni Şiir Manifestosu ile ortaya koydu. Bu manifestoda Birinci  Yeni şiirini geleneğin değerlerini köktenci yadsıyışı nedeniyle, İkinci Yeni şiirini -yarattığı ses güzellikleri ve dil akıcılığı ve olanaklarını onaylamasına karşın,- “sağlıksız imgeselliğe” yol açma riski nedeniyle eleştirdi. ‘80 sonrası şiirdeki İkinci Yeni’nin kötü örneklerine, Üçüncü Yeni adını verdi. Bu ilk bildirisinde edebiyat adına yapılan “edepsizliklere” karşı bir duruş da vardı. Şairin “biçime çekme” konusunda her zaman sonsuz bir özgürlüğe sahip olması gerektiğini savundu hep. Ona göre şair kendini “sınırlamamakla da sınırlamamalıydı”. Dördüncü Yeni bildirisi daha çok “şiirin oluşum koşullarının sistemleştirilmesi” çabasıydı.

Sonradan daha geniş ve kabul görmüş bir şair topluluğu ile katıldığı Yenibinyıl Şiir Bildirisi ile benzer bir şiir çizgisini savunmasına karşın yoğunluklu olarak “şair kimliği” ve “duruşu” üzerinde durdu. Ona göre birden çok şair yoktu gerçekte, tek bir şair vardı. Tüm tekil şairler o “şair ruhundan” pay aldıkları oranda vardılar. Şairlerin varlığı birbirlerine benzemezlikleriyle benzemelerinde somutlaşıyordu.

Bu yüzden “Şiir Değil, Şair Ruhu Önemlidir” diyen Sarsmaz’ın “toplu şiirler”i Mehmet Sarsmaz Cumhuriyeti’nden sonraki ilk yapıtı İzmir Horozu Nuri Demirci editörlüğünde Aralık 2011 tarihiyle okurla buluştu.

Mehmet Sarsmaz, İzmirHorozu, Alp Yayınları, Zımba Kitap şiir dizisi: 10, Aralık 2011, Bursa.

Hüseyin Haydar'ın Doğu Tabletleri Yayımlandı

Etiketler:




Şairin emeği, insanın özgürleşme mücadelesi için var. Dünyamızın içine sürüklendiği ve her geçen gün daha da ısınan savaş ortamında, şiire olan gereksinim kendini daha fazla duyumsatıyor. Bireyin kendi köklerinden koparılıp, “toplumsal varlık” yüceliğinden, salt “teknik varlık” konumuna indirgendiği günümüzde, yine şiire iş düşüyor. İnsanlık, kendi yarattığı “ölümcül teknoloji”yi kontrol edecek yetkinliğe erişmek için de şaire başvuracak. Doğu Tabletleri, yayınlanmaya başlandığı 2003 yılından beri bize, bu görevleri anımsatıyor. Özgürleşmede, köklerine kavuşmada ve yetkinleşmede şiire düşen payı ortaya koymaya çabalıyor. Hüseyin Haydar, zalimce saldırılara uğrayan Ortadoğu ve Asya halklarının mücadelesinin sanat boyutuna, Tabletler’le bir ışık çakıyor. Aynı zamanda Batı’nın saplandığı bunalımı gösteriyor. Öyle ki yapıt, uygarlığın, iki bin yıl sonra başladığı topraklara görkemli dönüşüne tanıklık ediyor. En doğudaki Turfan Karızları’ndan en batıdaki Bastil Meydanı’na uzanan geniş bir coğrafyanın şiir haritasını aydınlatıyor. Doğu Tabletleri, bir yandan modern Türk şiirine bulaşan pek çok hurafeyi yıkarken, öte yandan şiiri, toplumsal mücadele alanına sürüyor. Güncel gerçeği, derin tarihsel boyutlarıyla kavrayan şiirler, imge yapısıyla da Türkçenin söz gücünü yansıtıyor.

Tarık Günersel'in Yazıp Yönettiği BOK SOSYOLOJİSİ Gösterimde...

Etiketler:
Tanrıçam, gizli silahlar var bazı meleklerde. Bir evren yaratmazsan
karizman çöker -cennet borsasıyla."


Tarık Günersel'in yazıp yönettiği BOK SOSYOLOJİSİ yazarın öncülüğünde kurulan Tiyatro Su (T H2O) bünyesinde hazırlandı. Oyunda Beril Senvarol ile Sezgin Cengiz rol alıyor. Dramaturg Seda Tansuker Selçuk. Müzik Uskan Çelebi, dekor-kostüm Özlem Arıkan Serbez ve ışık tasarımı Alpay Serbez'e ait. Günersel'in 36 yılda kaleme aldığı eser 11 birimden oluşan 'federatif bir piyes': Şeytan'ın Tanrıça'yı bir evren yaratmaya kışkırtması, bir çiçeğin serpiliş ve koparılışı, iki genç devrimci arasındaki sorunlu aşk, oğullarını kaybeden ana babanın tutunma çabaları, kendi bedenine yabancılaşmak, "Tufan"...Ve gelecekte insanlık sonrasında matematikteki x ile y'nin hesaplaşması...

Bok Sosyolojisi 6 ve 20 Aralık Salı 20:30'da Şişli'de TİYATRO KARNAVAL (eski Gazanfer Özcan Tiyatrosu) sahnesinde ve 27 Aralık Salı 20:45'te Kadıköy'de DURU TİYATRO'da izlenebilir. Biletler 20 TL-15 TL. (Ara ile 1,5 saat)

PEN,TYS, Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yayıncılar Birliği, BESAM, ÇEVBİR, OYÇED, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği ve TOBAV üyeleri ile
gazeteci, öğretmen, öğrenci ve tiyatro sanatçıları için indirimli.
İçeriği paylaş