Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP Kurultayı hakkında verdiği “Mutlak Butlan Kararı” kamu vicdanında derin tartışmalara yol açmıştır.
Hukuk devleti ilkesi yalnızca yasaların varlığıyla değil, aynı zamanda siyasal iradenin özgürce oluşabilmesi, çoğulcu demokrasinin korunması ve yurttaşların seçme-seçilme hakkına saygı duyulmasıyla anlam kazanır. Siyasal partiler, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iç işleyişine yönelik dış müdahaleler, yalnızca ilgili partiyi değil, doğrudan halk iradesini ve demokratik rejimi zedeleyen ağır sonuçlar doğurur.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve kültürel sorunların giderek derinleştiği bir dönemde hukuk kurumlarının bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı ve temel hak ve özgürlüklerin korunması her zamankinden daha yaşamsal hale gelmiştir. Demokrasi, farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, hukuk güvenliğinin herkes için eşit biçimde sağlandığı bir toplumsal zeminde var olabilir.
İnsan hakları evrensel bildirgeleri ve demokratik hukuk normları örgütlenme özgürlüğünü, siyasal katılım hakkını ve halkın iradesine saygıyı temel esas kabul eder. Bu nedenle demokratik siyasetin yargısal ya da idari yollarla baskı altına alınması kabul edilemez bir durumdur.
Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan yazarlar olarak hukukun üstünlüğünü, demokratik değerleri ve toplumun özgür iradesini savunmanın tarihsel bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz.
DUYURU
Üyelerimize ve Kamuoyuna,
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP Kurultayı hakkında verdiği “Mutlak Butlan Kararı” kamu vicdanında derin tartışmalara yol açmıştır.
Hukuk devleti ilkesi yalnızca yasaların varlığıyla değil, aynı zamanda siyasal iradenin özgürce oluşabilmesi, çoğulcu demokrasinin korunması ve yurttaşların seçme-seçilme hakkına saygı duyulmasıyla anlam kazanır. Siyasal partiler, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iç işleyişine yönelik dış müdahaleler, yalnızca ilgili partiyi değil, doğrudan halk iradesini ve demokratik rejimi zedeleyen ağır sonuçlar doğurur.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve kültürel sorunların giderek derinleştiği bir dönemde hukuk kurumlarının bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı ve temel hak ve özgürlüklerin korunması her zamankinden daha yaşamsal hale gelmiştir. Demokrasi, farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, hukuk güvenliğinin herkes için eşit biçimde sağlandığı bir toplumsal zeminde var olabilir.
İnsan hakları evrensel bildirgeleri ve demokratik hukuk normları örgütlenme özgürlüğünü, siyasal katılım hakkını ve halkın iradesine saygıyı temel esas kabul eder. Bu nedenle demokratik siyasetin yargısal ya da idari yollarla baskı altına alınması kabul edilemez bir durumdur.
Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan yazarlar olarak hukukun üstünlüğünü, demokratik değerleri ve toplumun özgür iradesini savunmanın tarihsel bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz.
PEN YÖNETİM KURULU