Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Kritik Genel Kurulu 29-30 Eylül'de...

Etiketler:

Türkiye'nin en köklü yazar örgütü Türkiye Yazarlar Sendikası 29-30 Eylül'de gerçekleştireceği genel kurulda yeterli çoğunluğu sağlayamaz ve toplantısını gerçekleştiremezse kapatılma riskiyle karşı karşıya kalacak. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan PEN Türkiye Merkezi üyelerinin gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyor ve TYS başkanı sayın Enver Ercan'ın üyelerine yönelik mektubunu biz de yayımlıyoruz.

Türkiye PEN Merkezi

 

Değerli üyelerimiz,

Sendikamızın Olağanüstü Genel Kurul’unun 2. toplantısı 29-30 Eylül 2007 (Cumartesi-Pazar) tarihlerinde, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Türkocağı Cad. No: 1, Cağaloğlu- İstanbul adresindeki toplantı salonunda yapılacaktır.

29 Eylül sabahı saat 10.00’da başlayacak Olağanüstü Genel Kurul’da -tüzüğümüze göre en az 3’te 1 çoğunluk arandığı için- 228 kişinin bulunması gerekmektedir. Ancak bu sayı sağlanabildiği takdirde yoklama yapıldıktan sonra “Gündem”e geçilebilecektir. Aksi halde, İlçe Seçim Kurulu’nca hazırlanacak tutanakla birlikte, sendikanın kapatılmasının da söz konusu olacağı bir süreç başlayacaktır. Bütün üyelerimizin, TYS’nin bir yazar örgütü olarak değerinin ve işlevinin bilincinde bir tavır sergileyeceklerine inanıyoruz.

Sanat Cephesi'nden Basın Açıklaması: "Türüt ve Arif'in Hrant Dink'in Katillerini Övmesi Utanç Vericidir."

Etiketler:

Karadeniz'e Mert ve Özgür Olmak Yakışır

Adalet duygusunun git gide köreldiği, kimsenin kendinden başkasına güvenmediği, linç ve cinayet vakalarının arttığı bir toplumda; bizzat yönetenleri tarafından ihanete uğrayan, toprakları ve fabrikaları satışa çıkarılmış, her an komşularıyla savaş tehlikesi içinde yaşamaya itilmiş, ırkçılığın bırakın gerilmeyi tüm toplumun yakasına yapışmış bir körlük olarak büyüdüğü bir ülkedeyiz.

Türkiye halkları, mücadele etmeden bu girdaptan çıkamaz. Kardeşliğe her zamankinden çok ihtiyacımız var. Sanatçılar, bu karanlığın içinde ışık olabilirler, olmak zorundalar.

"O gün öyle desinler, bugün böyle desinler

Fatihalar, Yasinler, bitmez Karadeniz'de

Şerefini şanını, ortaya kor canını

Hiç kimse vatanını satmaz Karadeniz'de"

Oysa bu sözlerin yazarı bir ozan müsveddesi, besteleyen de bir şarkıcı müsveddesidir… Hrant Dink'in katillerine açık açık övgüler yağdırıyorlar. Cinayeti yüceltiyor ve topluma ve insani değerlere karşı açıkça suç işliyorlar. Hrant Dink cinayetini ve faşizmin insanlık düşmanı tarihini güzelliyorlar.

Hayır, türkülerimize kan bulaştırılmasına göz yumamayız. Birinin tarihi trajedi diğerinin tarihi ise komedidir… Biri korkaklığın, diğeri çürümenin temsilcisidir…Çürümeye başlayan insanlıktan uzaklaşır… Bu iki kafadar köylü kurnazlığı ile aydın insanlarımızla ve Türkiye toplumuyla dalga geçmeye kalkmışlardır… Mahalle kabadayısı iki bıçkın delikanlının youtube'a yerleştirdikleri klip, "iyi bir halt" becerdikleri konusunda bu korkak ikiliyi cesaretlendirmiştir. Burjuva medyasının haberleri karşısında önce umursamaz bir tavır sergileyen Karadenizli türkücü müsveddesi "ağabeyleri"nin ya da menajerinin uyarıları ile ertesi gün çark etmiş, en aptal surat ifadesi ile "haberinin olmadığını, görse bu işi yapanların suratlarına tüküreceğini" beyan etmiştir.

Karadeniz bu sahte kabadayılara mahkum değildir.

Karadeniz, bağrında yetiştirdiği çocuklarına önce, asla kalleş olmamayı öğretir. Karadeniz, hırçın dalgaları gibi mert ve özgür yaşamayı öğretir insanlarına. Ne yazık ki toplumsal çürümenin, köpekleşmenin elleri Karadeniz'e de uzanmıştır. Karadeniz insanı korkakça yaşamaya alıştırılmaktadır. Linç girişimleri, arkadan vurma ve güce tapma korkaklaştırılmanın, kişiliksizleştirilmenin sonucudur.

Sanat, bu zavallılara mahkum değildir. Türkiye'de sanat, Nâzım Hikmet ile, Ruhi Su ile, Yılmaz Güney ile serpilmiş, bu ülkenin aydınlık geleceğinin yollarını döşemiştir.

Arif ve Türüt, bu geleneğin parçası değildir, ne şarkı söyleyip, söz yazmaya ne de bu topraklar ve bu toplum adına konuşmaya layık değildirler. Arif ve Türüt, karanlıkta sinerek, kahpe pusularda iş görmeye kalkmışlardır.

Bu memleketin geleceğinde asla olmayacaklar.

Yurdumuzun aydınlık ve cesur insanları meydanı korkaklara bırakmayacaktır.

 

Sanat Cephesi

Okuyoruz...

Halide Edip Adıvar Fikret Adil Dursun Akçam Teoman Aktürel Tahir Alangu Zihni Anadol

Burhan Arpad Duygu Asena Behçet Aysan Nurullah Berk Necati Cumalı Aziz Çalışlar

Abidin Dino Sulhi Dölek Müştak Erenus Muhsin Ertuğrul Bedri Rahmi Eyüboğlu Memet Fuat

Macit Gökberk Reşat Nuri Güntekin Vedat Günyol İbrahim Hoyi Rıfat Ilgaz İsmet Kemal Karadayı

Refik Halit Karay Feyyaz Kayacan İ.Gündağ Kayaoğlu Samim Kocagöz Cenk Koyuncu Kerim Korcan

Fuat Köprülü Cevdet Kudret Şükran Kurdakul Onat Kutlar Berna Moran Nadir Nadi

Yaşar Nabi Nayır Aziz Nesin Erdal Öz Emil Galip Sandalcı Abbas Sayar Zeyyat Selimoğlu

Sabri Esat Siyavuşgil Salim Şendil Nermin Streater Ahmet Hamdi Tanpınar Semih Tiryakioğlu

Cavit Orhan Tütengil Tomris Uyar Nermi Uygur Bekir Yıldız Hür Yumer Adnan Yücel

Düşünce Özgürlüğü Davaları Duyurusu!

AHİM’in 2006 faaliyet raporuna göre, Türkiye’den gelen düşünce özgürlüğü ihlali şikayetlerinin 62’si karara bağlandı ve 35’inde mahkumiyet kararı verdi. Böylece düşünce özgürlüğü ihlalinden en çok hüküm giyen Avrupa ülkesi olduk. Bu yıl da birinciliği kimseciklere kaptırmamak için, sulh mahkemesinden yargıtayına “Yüce Yargı”mız canını dişine takarak çalışıyor.

İşte bu haftanın çalışma programı:

PEN Türkiye Merkezi Kadın Yazarlar Komitesi (WWC) 15 Eylül 2007 Toplandı

Etiketler:

Komitede alınan kararlar şöyledir:

1-2008 Ocak ayından itibaren her üç ayda bir, edebiyatta kadının yeriyle ilgili kavramsal ve tematik yaklaşımlar başlığı altında halka açık seminer-toplantılar yapılmasına karar verildi. Bu işin organizasyonunu Nalan Barbarosoğlu üstlendi.

2-Paris Doğu Dilleri Enstitüsü öğretim üyesi, dilbilimci, çevirmen, denemeci ve yazar Güzin Dino üzerine Aralık ayının başlarında gerçekleşecek bir etkinliğin hazırlıklarına başlama kararı alındı.

3-Judith Buckrich’in PEN Türkiye onur üyesi olması bütün komite üyelerini mutlu etti. Uluslararası IPWWC’nin Newsletter’ında düzenli olarak komitemizden haberlerin yer almasına karar verildi.

4-İngilizce editoryal ekibi Karin Karakaşlı ve Nazan Haydari arkadaşlarımız oluşturdu.

5-Portekiz WWC’nin internet ortamında gelenekselleştirdiği ve bu seneki temasını “Kadın ve Savaş” olarak belirlediği duyuruya ayrı ayrı yazılmış yazılarla komite olarak yanıt verme kararı alındı. Zaten bu doğrudan kadın komitesine yapılmış bir duyuruydu. Son başvuru tarihi 15 Ekim. İki sayfayı geçmeyecek İngilizce metinlerin bu tarihe kadar Müge İplikçi’ye iletilmesine karar verildi. 1 Kasım tarihi ise metinlerin İngilizce editoryal ekibin (Karin Karakaşlı ve Nazan Haydari) elinden geçtikten sonra Portekiz WWC’ne gönderilme tarihi olarak belirlendi. Benzeri bir oluşum (internet ortamında belli bir temanın ışığı altında yurtdışındaki kadın yazarların yapıtlarının yayımlanması) PEN Türkiye Kadın Yazarlar Komitesi için ileriki günlerde düşünülecek projeler arasına alındı.

Tunceli'nin Ormanları Cayır Cayır Yanıyor

İlimiz Tunceli'nin Ovacık, Hozat ve kırsalında son dönemde yaşanan çatışmalı ortam bahane edilerek yapılan askeri operasyonlar sonucunda orman yangınları çıkartılmış ve hala belli bölgelerde devam etmektedir. Hozat İlçesi'ne bağlı Kozluca Köyü''ne bağlı Anuklu Mezrası Kuzudere mevkii, Kozluca Köyü Kömler Mezrası Uzunmeşe bölgesi, Ormanyolu (Taxar) Köyü Kırmızıköm, Ormanyolu Kurudere Mezrası, Yenibaş Köyü Turşu Mezrası Yenibaş (Amutka) Köyü Uzuntarla Mezrası kırsalı askeri helikopterler tarafından ateşe verildi. Dört günden beridir başlayan yangına şu ana kadar herhangi bir müdahalede bulunulmadığı için binlerce hektarlık alan kül oldu.

Ormanların üç helikopter tarafından ateşe verilmesi ise saniye saniye görüntülendi. Aynı bölge yaklaşık 20 gün önce de ateşe verilmiş fakat, yangın büyümeden Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince söndürülmüştü. Yangının çıktığı bölge nisan ayında tırtıl istilasına uğramış ve binlerce hektarlık ormanlık alanda ciddi zararlar oluşmuştu.

Orman yangınları yeni değil

İlimizde orman yangınları ilk değildir geçmişten günümüze kadar her çatışmanın yada operasyonun ardından sürekli orman yangınları çıkarılarak sözde ''terörle mücadele'' ettiklerini belirten yetkililer, Anadolu'nun bu önemli orman kaynağının tükenmesine yol açacak her türlü davranışta bulunmaktadırlar. Hazırlanan baraj projeleri, madencilik faaliyetlerinin dışında sürekli yakılan ormanlarda bölgemizde ekolojik felaketlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Bizler yüz yıllardan beri doğaya egemen olmadan günümüze kadar onunla barış içinde yaşayan Tunceliler olarak orman yakmakla hiçbir sorunun çözülmeyeceğini bilmekteyiz. Sorunların çözülmesi isteniyorsa çatışmalı ortamın kalkması ve demokratikleşme adımlarının atılması gerekmektedir. Barış ve huzur ortamının sağlanmasına katkı sunulması gerekmektedir. Ülkemizde orman yangınlarının ve kayıpların 2007 senesi itibariyle görülmedik boyutlara ulaştığını üzülerek izliyoruz. Orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik çalışma programından yoksun ülkemizde, önümüzdeki senelerde de yaşanacağı açık olan bu kayıplar, ne yazık ki kolaylıkla onarılamayacak doğal, ekonomik ve toplumsal yıkımlara yol açacaktır. Anayasanın 169. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a göre ormanların korunması ve bu kapsamda da orman yangınların önlenmesi ve olabildiğince az zararla söndürülmesi, öncelikle Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü'nün temel görevleri arasındadır. Ancak Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü, daha önceki senelerde de olduğu gibi 2007 senesinde de orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik eylem programları hazırlamak, acil ve ciddi tedbirler almaktan uzak bir yaklaşım içerisinde yaşanan trajedinin seyircisi olmakla yetiniyor '

Kemal Özer'den Yangın Şiirleri

Etiketler:

ASAF KOÇAK’I YAŞAMAK

Akıl erdiremiyor dostları onun yokluğuna

    biraz da bu kararsızlıktan olmalı

Onu görüyorlar hâlâ birine baktıklarında

    biraz da bu şaşırmışlıktan olmalı

Adını sesleniyorlar birini benzetirlerse ona

    biraz da bu yalnızlıktan olmalı

Asaf'ı sarmak için dostlukla

    her mızıka çalışında duydukları fırtına..

 

Mızıkadan göğe ağan sesi

    niye bu denli candan konuşur

    niye ömrü kısa kelebeklerle?

Mızıkada dile gelen bakışı

    niye bu denli boyun eğmiş

    niye yoluna bir hüzün çıkınca?

Mızıkayla yankılanan yüzü

    niye sevgiye çağırırken gülümser

    niye daha güzelleşir küstüğü zaman?

Asaf'ı yaşamak olmalı biraz da

    yeni bir yanıt aramak bu sorulara.. 

 

Bulgaristan PEN Merkezi'nin Yeni Bülteni...

Etiketler:

Bulgaristan Pen Merkezi'nin yeni yayımladığı bülten elimize ulaştı. Dakar'da yapılan toplantıda Balkan Pen merkezleri ile ilgili yaptığımız anlaşmaya da değinilen bültende çağdaş Bulgar edebiyatının örneklerini de okumamız mümkün. Bulgaristan Pen Merkezi'ne teşekkürlerimizi ve selamlarımızı gönderiyoruz... Bültene ekte ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla

Pen Türkiye Merkezi

Diyarbakır Cezaevi

Etiketler:

kim duyar çığlığını

     kendin bile duymuyorken

                                        artık

kim bilmek ister

    tanrı bilmezden gelirken

İçeriği paylaş