Guantanamo’da mıyız?

Etiketler:
Araştımacı-gazeteci yazar Mustafa Balbay...
Bir yıl suçlanmadan hücrede tutulup ölüme terk edilen Kuddusi Okkır...

Tehdit edilen Latife Tekin...

Polis şiddetine maruz bırakılan işçiler...

Guantanamo'da mıyız?

Galiba.

Tarık Günersel
PEN Türkiye Başkanı
tarik.gunersel@pen.org.tr

Türkiye PEN Kadın Yazarlar Komitesi'nin Açıklaması

Etiketler:
Edebiyat özü itibariyle muhaliftir. Gücünü ve varlık gerekçesini doğrudan vicdanın sesi olma yetisinden alır. Yazar ise yine doğası gereği var olanı sorgulayan ve başka türlüsünü düşleyendir.
Edebiyatını toplumsal sorunlara duyarlık ekseninde yapılandırmış yazarlarımızdan Latife Tekin'in, katıldığı bir söyleşide tam da muhalif sözünü söylerken AKP Belediye Başkanı tarafından şiddetle susturulması, totaliter zihniyet adina konuşan ibretlik bir fotoğraftır.
Kamuoyunu bu fotoğrafı bir çırpıda unutmamaya ve tepkisini ifadeye davet ediyoruz. İnanıyoruz ki  'yanlış hayat doğru yaşanmaz' cümlesi  bu ülke insanının kaderi değildir...

2 Temmuz katliamı: Faşist-Dinci Yobazlık

Etiketler:

2 Temmuz 1993'te Sivas'ta Madımak Oteli'ndeki yazarlar yobaz dincilerin vahşetine maruz kaldı. Otuz beş aydın yakılarak öldürüldü, ölmelerine seyirci kalındı. Kurtulabilenler travmalarla yaşıyor.
Özgür akıla düşman olan yobaz dincilik yalnız Türkiye'de değil, gezegenin pek çok yerinde farklı isimlerle hücumda. Laik ve demokratik bir dünya kurmak için uluslararası mücadele hayatî önem taşıyor. Dünya Yazarlar Birliği PEN'in Türkiye Merkezi bu amaç doğrultusunda gezegendeki en duyarlı yoğunluklardan biri. Ve 2 Temmuz katliamı hakkında dünya kamuoyunu aydınlatmak PEN Türkiye Merkezi'nin görevleri arasında.
PEN 2 Temmuz günü kardeş yazar örgütleri Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Türkiye Edebiyatçılar Derneği (TED) ile birlikte Sivas'ta.
Sesimizi kısmaya çalışanlar var -boşuna.

PEN Türkiye 

PEN Türkiye Merkezi ve Türkiye Yazarlar Sendikası'ndan Hüseyin Erer'e kınama

Etiketler:

Dünya Yazarlar Birliği PEN'in Türkiye Merkezi ve Türkiye Yazarlar Sendikası, "saygın üyeleri Latife Tekin ve Vecdi Çıracıoğlu ile saygın yazar Alper Akçam'a yönelik AKP'li Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer ile ekibinin küstahça saldırganlığını" kınadıklarını dile getiren bir bildiri yayımladı. Bildiride "2 Temmuz faşist-dinci Sivas katliamının yıldönümünün hemen öncesinde bu davranış, ne kadar zor bir ortamda yaşayıp yazdığımızı göstermektedir.
Bu saygısız ve tedirgin etmeyi de içeren bu davranışı kınamak yurttaş olarak görevlerimize sahip çıkmanın gereklerinden biridir. PEN ve TYS olarak yazın, düşünce özgürlüğü ve dil hakları yanlısı adımlarla laik ve demokratik bir dünya için mücadeleyi sürdürüyor, duyarlı dünyalıları güç birliğine davet ediyoruz" denildi.

İçindekini Öldür: Yoksun

Cuma Boynukara, Diyarbakır'dan çıkan bir sanat insanı olarak evrenselin perspektifinden yerele mercek tutarak kendi içimize dönüşün hesaplaşmasını / yüzleşmesini, Yoksun'u tiyatro dünyasına kazandırarak iyi yapmış.


Tiyatro oyunlarını sahnede izlemek, hele oyun, izleyeni sarıyorsa mükemmeldir. Aynı duygu tiyatro oyununun metnini okumak için benim cephemden çok da geçerli değil.

Bunun ayrımına yıllar evvel varmıştım. Yine bir Cuma Boynukara oyunuydu, "Muhtaro"yu okumuştum. Sonra, yıllar sonra Dario Fo'nun "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü"nü de okumuştum. Epey bir zaman aralığından sonra yakın günlerde Mitos Boyut da çıkan Boynukara'nın "Yoksun"* oyununu okudum. İtiraf edeyim ki oyun metinlerini okumaya önyargılı olmama rağmen "bir solukta okundu" demek abartı olmaz. Belki de kitap bana ulaşmadan Yoksun hakkında basında okuduğum kimi olumlu yazılar da tetikleyici oldu. İyi ki de oldu...

Yoksun, açlıktan ölmek üzere olan Sudanlı bir kız çocuğu ve tepesinde çocuğun ölmesini bekleyen akbabayı aynı karede yakalayan fotoğrafı çeken ve ardından Pulitzer Ödülü de kazanan Kevin Carter'in hikâyesini anlatıyor. Basının da bilgisinde olan malum fotoğraf yıllar sonra Afrika'nın kanayan yarasının, acısının, ıstırabının simge fotoğrafı olmuş.

Sadece fotoğrafı çekip "yardım görevlisi olmadığını, işini yaptığını" söyleyerek savunusunu bu kurgu üzerine kuran Kevin Carter'in trajedisinin başlangıcının fotoğrafına dönüşen hikâyesi değil, benzer bütün yaşanmışlıklara da örnek oluşturacak bir fotoğraf okumanın da metni olmuş, Yoksun!

PEN: 301 Rezaleti Sürüyor

Uluslararası saygınlığı olan değerli yayıncı ve PEN üyesi Ragıp Zarakolu Türk Ceza Kanunu 301. maddesinden dolayı, 17.6.2008 tarihinde yapılan duruşmada hüküm giydi. Aynı gün yayıncı Sırrı Öztürk hakkında devam eden 301. madde yargılamasında, Türk Ceza Kanunun 301. maddesinde yapılan son değişiklik uyarınca, Adalet Bakanlığından izin alınmak üzere durma kararı verildi. Bu iki yargısal örnek, Türk Ceza Kanunu 301. maddesinde yapılan değişikliğin, gerçekten de demokrasi kaygıları ile yapılmadığına ilişkin muhalif görüşleri haklı çıkarmıştır.
Her iki karar da AKP iktidarının demokrasi yüzünü gösteren bir turnusol işlevine sahiptir. Bilindiği gibi, düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğüne karşı bir içeriği olan ve cezai yaptırımlar içeren "ünlü" 301. madde geçtiğimiz aylarda makyajla güzelleştirilmişti! Bu makyaj, özellikle AB müktesebatı kaygıları ile yapılmış bir vitrin düzenlemesiydi. İktidarın demokrasi anlayışını çok iyi yansıtan bu yasal düzenleme, günlük uygulamada "sağlamasını" Ragıp Zarakolu ve Sırrı Öztürk davaları ile yaptı. İktidarın demokrasisi bir vitrin demokrasisidir.
İktidar gerçekten demokrasi istemiyor, gerçekten düşünce özgürlüğü ve düşünceyi açıklama özgürlüğü konusunda içten değil. Kendine, iktidarının kaynağına güvenen bir iktidar düşünceden, kitaptan, yazıdan asla korkmaz. İktidar, 301. madde uygulaması ile, demokrasiyi değil, demokrasiciliği, vitrin demokrasisini yeğlediğini göstermiştir.
Bu tutumu bizleri şaşırtmasa da, antidemokratik ve çağdışı niteliğine dikkat çekerek kınıyor ve duyarlı tüm kesimleri kınamaya çağırıyoruz.

301 kaldırılmalı!

PEN
Sabri Kuşkonmaz, Genel Sekreter
Halil İbrahim Özcan, Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanı

Türkiye Yazarlar Sendikası: LİNÇ KÜLTÜRÜNE KARŞI DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Libyalı kadın yazar Vefa el-Buisa'nın Açlığın Diğer Boyutları adlı eserinin ana örgüsü şöyledir:
Mısırlı bir anneyle Libyalı bir babanın, Avrupa'da eğitimi almış; içki içen bir genç kız, iki ülke arasında diplomatik sorunlar çıkınca İskenderiye'de yaşamak zorunda kalıyor. Bu arada bunalıma giriyor, erkeklerle arkadaşlık ediyor, kiliseye gidiyor ve Hıristiyan oluyor. Çevresi onun bu yeni kararına tepki gösterirken, o, yeni dinini savunuyor ve kadınların namazda imamlık yapamaması, kadınların yanında tanıdık erkekler olmaksızın seyahat edememesi, evlilikte bekâret şartı aranması, flörtün zina sayılması gibi noktaları eksen alarak İslam dinin eleştiriyor.
***
Kitap yayınlandığında Bingazi'deki Cuma vaazında şiddetle kınanmasının ardından avukat olan yazarın bürosuna saldırı düzenlenmiş ve linç kampanyası başlatılmıştır.
İmamlar ve İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinin bir kısmı yürüyüşler düzenleyip imzalar toplayarak bu linç kampanyasını daha da yükseltmiştir.
Bingazi'deki Mahkeme, yazarı ve yayıncıyı yargılayıp ilk duruşmada kitabı toplatarak bu linç girişimlerine resmi bir boyut katmıştır.

Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü Ahmet Erhan'ın

Etiketler:
Şiirimizin büyük ustası Melih Cevdet Anday'ın anısına, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Ören Belediyesi'nin işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen ödüle, "Sahibinden Satılık" (Everest Yay.) adlı kitabıyla Ahmet Erhan değer bulundu.

Seçici kurulu Gülten Akın, Doğan Hızlan, Ataol Behramoğlu, Eray Canberk, Egemen Berköz, Refik Durbaş ve Enver Ercan'dan oluşan ödül, Ahmet Erhan'a 12-13 Temmuz 2008 tarihlerinde Ören'de düzenlenecek "III. Ören Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği"nde sunulacak.

Melih Cevdet Anday, bilindiği gibi1985 yılından itibaren yaz aylarını eşiyle birlikte Milas-Ören'deki yazlığında geçirmiş; 1999 yılında anıtı, Ören Belediye Başkanı Kâzım Turan tarafından Ören sahilinde, bugün onun adını taşıyan parka diktirilmişti.

Barışı Anlatın” Öykü Yarışması Sonuçlandı

Etiketler:
Evrensel Kültür ve Tîroj dergilerinin Türkçe ve Kürtçe, iki ayrı dilde düzenlediği "Barışı Anlatın" Öykü Yarışması sonuçlandı. Kürt ve Türk halkları arasında barış ve kardeşliğin edebiyat yoluyla daha güçlü hissedilmesini, Kürtçe ve Türkçe edebiyata genç isimler kazandırmayı hedefleyen yarışmada, dereceye giren öykücüler 14 Haziran Cumartesi günü Park Mühendishane'de yapılacak törenle ödüllerini alacaklar.


Yarışmanın Türkçe öykü jürisi; Aydın Çubukçu, Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer, Özcan Karabulut, Gökhan Cengizhan ve Zeynep Aliye'den oluşurken, Kürtçe öykü jürisinde de; Hasan Kaya, Receb Dildar, Ayhan Geveri, Fevzi Bilge, Fehim Işık yer aldılar.

BURMA CUNTASI ÜNLÜ KOMEDYEN ŞAİR ZARGANA’YI TUTUKLADI

Zargana lakabıyla tanınan Maung Thura afetzede bir kadına erzak verirken...

 

Burma'daki askeri cunta ülkenin en ünlü komedyeni şair Zargana'yı tutukladı. Gerekçe, afetzedelere yardım etmek. Zargana yıllardır pek çok defa hapsedildi, ama cuntayı hicvetmekten vazgeçmedi.

Dünya Yazarlar Birliği PEN bu tutuklamayı protesto ediyor. Pek çok kardeş merkez gibi Türkiye merkezi de Burma'daki askeri diktatörlüğün sona ermesini istiyor.

Burma (Myanmar) halkı yıllardır dikta altında acı çekiyor, kendi 12 Eylül dönemini yaşıyor.

Umarız uluslararası demokrasi güçleri cuntanın sonunun gelmesine katkıda bulunabilir.

Hicivci Maung Thura serbest bırakılmalı. Zargana'ya özgürlük! Burma'ya özgürlük!

İçeriği paylaş