Altın Portakal Şiir Ödülü Değerli Üyemiz Kemal Özer'in

22 Şubat 2009, Pazar

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl on üçüncüsü gerçekleştirilen Altın Portakal Şiir Ödülü'nün sahibi belli oldu. Doğan Hızlan, Enver Ercan, Şeref Bilsel, Yücel Kayıran ve geçen yıl ödül alan Cevat Çapan'dan oluşan seçici kurul bu yıl oybirliğiyle ödülü, Kemal Özer'in Yordam Yayınları'ndan çıkan 'Temmuz İçin Yaralı Semah' adlı eserine verdi. Özer, Altın Portakal'a layık görülen 'Temmuz İçin Yaralı Semah' şiir kitabıyla Dünya Kitap Dergisi tarafından Kasım 2008'de 4. Altın Sayfa Edebiyat Ödülü'nün de sahibi olmuştu.

Özer'in ödüle, "İlk kitabı 'Gül Yordamı'ndan (1959) bugüne, toplumsal hayatımızdaki kırılmaları ıskalamadan, şiirimizdeki değişimlere kayıtsız kalmadan, kendi şiirini sürekli yenileyerek diri tutan ve ötekinin sesine kulak veren bir şair olması" dolayısıyla layık görüldüğü bildirildi.

13. Altın Portakal Şiir Ödülü töreni, Antalya Kültür Merkezi'nde (AKM) yapıldı. Törene katılamayan Özer'in ödülünü, Cevat Çapan'nın elinden Doğan Hızlan aldı. Çapan, "13. Altın Portakal Şiir Ödülü'nü Kemal Özer'in kadim dostu Doğan Hızlan'a vermek beni mutlu etti" dedi. Özer adına ödülü alan Hızlan da, "Kemal Özer adına bu ödülü almak çok güzel. Bunun nakliye aracılığını da yapmak beni çok mutlu ediyor" diye konuştu. Törenin sonunda Özer'in kitabından şiirler okundu. 

Şiirlerle Sivas yangını


Kemal Özer’in ‘Temmuz İçin Yaralı Semah /Yangın Şiirleri’, Sivas Katliamı’nın ardından şairin uzun soluklu bir çalışmasının ürünü olarak çıktı. Özer, internetteki sitesinde çeşitli tarihlerde yazdığı yazılarında, Sivas Katliamı’nda yakılmaya çalışılanın aydınlar, yazarlar ve şairler dışında gençler ve geleceğe dair umutlar olduğunu söylüyordu:

“Yakılmak istenen; bu tertemiz ve dopdolu tutku, bu canlılık, bu düş. Korkulan da bu. Filizlenirse, ortalığı sarıp sarmalarsa, dal budak salarsa durdurulabilir mi? Daha filiz vermeden dal kırılmalı öyleyse. Yangın, o gençleri yakmak için değil yalnızca. O yangının asıl yapmak istediği, filiz verecek dalları kırmak. Gençlerin içinde mayalanan özsuyu, dallara yürümeden, daha çiçeğe dönüşmeden kurutmak. Yalnız Sivas’ta değil, her yerde istenen bu. Çoğu kez sinsice, saman altından su yürütürcesine. Kimi yerde de su yüzüne vurarak. Toplu kıyımlarla fışkırarak. Sivas yangını bunlardan biri. Tıpkı daha önce Çorum’da, Kahramanmaraş’ta olduğu gibi.”

Share button